Haber Detayı
07 Mart 2015 - Cumartesi 13:24
 
Toplumsal şiddet nasıl önlenir?
YAŞAM Haberi
Toplumsal şiddet nasıl önlenir?

Son günlerde arttığını farkettiğimiz belki de eskiye göre daha çok duyulan ya da basına yansıyan cinsel istismar, tecavüz, şiddet, cinayet gibi şiddet içeren, vahşice işlenen, yüz kızartıcı suçların faillerine baktığımızda bu tip davranış kalıplarını uygulamalarının altındaki zihinsel ve ruhsal yapıyı hazırlayan faktörlerin ortak özellikler taşıdığını görmekteyiz.

Bunun gibi sapkın eğilimlere sahip olan kişilerin genelde sağlıksız bir aile içinde yetiştiklerini ,anne-baba ‘ nın şiddetli geçimsizlik yaşadığını, aile içinde iletişimin tamamen kopuk olduğunu ve bu durumun hamileliğin 7. ayından başlamak üzere çocuk 7 yaşına gelene kadar bilinçaltında sağlıksız bir kişilik yapısının temellerini attığını görmekteyiz. En yakın yaşadığımız ve Türkiye’yi derinden sarsan, üzen ve öfkelendiren Özgecan cinayetinde failin annesinin ifadeleri bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir;

“Babasının şiddet eğilimi vardı, biz kaç yıldır ayrıyız, çocuklarımı onun yanında büyütmek istemedim. Ben kocamdan çok şiddet gördüm ama aileme söylemedim. Babası kemerle, kesici aletlerle beni dövdü”

Şiddetin uygulandığı, parçalanmış ve çatışmaların hakim olduğu, sevgiden yoksun bir ailede yetişen çocuk şiddeti uygulayan babayı model olarak alırken kurban rolündeki annenin çaresizliği ve zayıflığı bilinçaltı düzeyde tüm kadınların kurban olabileceği inancını geliştirmekte, aynı zamanda özgüveni eksik olan birey eline bir fırsat geçtiğinde hissettiği yetersizlik ve değersizlik duygusunu tersine çevirebilmek için kurban olarak kodladığı kadına karşı şiddet, tecavüz gibi toplumsal değerlere ve insanlık yapısına aykırı davranışlarda bulunabilmektedir.

Bu tarz sapkın eğilimlere sahip insanların inanç ve değer yargılarının toplumsal yargılara uygun olmadığını,  ya da kişilik bozukluğundan dolayı inanç ve değerlerine uygun olmayan davranışlar sergilediklerini görüyoruz.

Her insan yaratılışı gereği içinde hem iyilik hem de kötülük yapmasına sebep olacak dürtülere sahiptir. Her davranış bir duyguyla bağlantılı olarak ortaya çıkar. Kızgınlık, şehvet, hırs, nefret, şiddet ve kin gibi duygular, başta ailesi olmak üzere, içinde bulunduğu sosyal çevre, aldığı ve kendisine özdenetim ve iç disiplin sağlayan ahlaki ve dini eğitimlerin neticesinde kişi duyguların oluşumu sağlayan zihinsel düşünce yapısını inançları doğrultusunda sağlıklı hale getirir ve bu çeşit dürtüleri kontrol altına alır ve başkalarına zarar verme eğiliminden uzaklaşıp , hayvani dürtülerin esiri olmadan özgürce yaşamayı tercih eder ya da bu dürtülerin esiri olarak diğer insanlara ve çevreye zarar verme durumuna girer.

Olaya kurbanın penceresinden baktığımızda kendisine yöneltilen cinsel istismar, tecavüz ve şiddeti toplum tarafından dışlanırım ya da fail tarafından daha fazla cezalandırılırım korkusuyla bir çok olayın gün yüzüne çıkmadığını, kapalı kaldığını görmekteyiz.

Toplumumuzun yarayan kanası haline gelen ve milletimizi derinden etkileyen, tahammül edilemez hale gelen fakat lanet okumaktan, beddua etmekten öte kimsenin elinden bir şeyin gelmediği bu tür olayları önlemenin yolu nedir ?

Bu tür olaylar, ancak toplum olarak daha bilinçli hale geldiğimizde azalabilir ve yok olabilir. Toplumun bilinçlenmesi en küçük birim olan ailelerin ve aileyi oluşturan bireylerin, özellikle ebeveynlerin bilinçlenmesine bağlıdır.

Öncelikle kendini seven, özsaygısı olan, özgüven ve özdenetim sahibi bireylerin yetiştirilmesi kaliteli bir toplumun temeli olacaktır.

Evlilik öncesi alınacak eğitimler, aile danışmanlıkları, zihinsel, bedensel ve ruhsal anlamda sağlıklı bireyler yetiştirilmesini sağlayan çocuk yetiştirme ve aile içi iletişim eğitimleri, özellikle içsel disiplinin oluşmasını sağlayacak örnek anne-baba profili oluşturulması kaliteli bir toplum beklentilerinin eyleme geçirilmesidir.

Cinselliğin ve mahremiyetin doğru zamanda ve doğru usüllerle çocuklara öğretilmesi, karşılaşacakları her türlü durumda nasıl hareket etmeleri gerektiğinin öğretilmesi.

“Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir” der Mevlana, tek başına iyi niyetli olmak, denetlemeden, kontrol etmeden sadece güvenmek yeterli değildir. Gelişim çağındaki çocuklarımızı da iyi bir gözlemci olarak her türlü içsel ve dışsal tehditlere karşı dirençli ve güçlü hale getirmeliyiz.

Özellikle bu konuda kaygılı olan anne babalara tavsiyemiz çocukları üzerinde daha fazla farkındalığa sahip olmak, çocuklarının zihinsel ve ruhsal anlamda sağlıklı bir yapıda olmalarını sağlamak, özgüvenli, kendini seven, öz disiplinli, sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirmek için bir uzmandan destek almaları olacaktır.

Nlp Model teknikleriyle, bireyi ; mevcut durumunu belirleyip, istenen daha güçlü, başarılı, sevgi dolu, hayatının sorumluluğunu üstlenen, farkındalığı yüksek, her şartta ve ortamda kendini yeterli ve değerli hisseden, özgüveni yüksek , ne istediğini bilen, duyusal keskinliğe sahip, hedeflere ulaşma noktasında esnek olabilen yani başka yollar deneme cesareti ve azmine sahip, hedefe odaklı hale getirmekteyiz.

Eyleme geçmeyen hiçbir düşünce sonuç getirmez. Sonuç almak için harekete geçmemiz gerekir. Ertelemek, istemediğimiz sonuçları görmeye ve kurban psikolojisine girmeye davetiye çıkarır. O halde henüz elimizde fırsat varken harekete geçmeli, çocuklarımıza yapacağımız en iyi yatırımın onları zihinsel ve ruhsal anlamda sağlıklı, Güçlü, Başarılı ve Sevgi Dolu hale getirmek olduğunu hep hatırlamalıyız.

“Hayatın anlamı onu nasıl algıladığınıza bağlıdır”

Ziya USTAOĞLU

NLP MASTER TRAINER

NLP KOÇ

NLP UZMANLARI DER.BŞK.YRD.

Kaynak: Editör:
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı