Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
DÜNYA (AA) - Anadolu Ajansı | Haber Girişi: 06.07.2021 - 13:01, Güncelleme: 06.07.2021 - 13:01

İsrail sınır tanımıyor

 

İsrail sınır tanımıyor

İsrail, kurulduğu günden bu yana, dünyanın gözü önünde Filistinlilerin haklarını hiç çekinmeden ihlal ediyor. Uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurabilecek iradeden yoksun olması, bu hak ihlallerinin devam etmesine neden oluyor.
Ortadoğu’da kalıcı barışın önündeki en büyük engel durumunda olan İsrail, yıllardır işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında korumasız Filistinlilerin insani haklarını pervasızca hiçe sayıyor ve bunu yaparken uluslararası toplumdan hiç çekinmiyor. 1948’de dönemin Birleşmiş Milletler (BM) üyelerince kabul edilen 30 maddelik İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (UDHR) temel alındığında, İsrail’in Filistinlilere yönelik hemen her alanda hak ihlalleri gerçekleştirdiği görülüyor.   Sonu gelmez insanlık dışı muameleler İsrail’in Filistinlilere yönelik sonu gelmez insanlık dışı muameleleri de önemli bir insan hakkı ihlali olarak duruyor. Bu bağlamda İsrail’in en görünür insanlık dışı muamelesi, Filistinlilere yönelik yıllardır uyguladığı sistematik saldırı ve katliamlardır. 1948’deki Deir Yasin Katliamı ile 1982’deki Sabra ve Şatilla katliamlarında binlerce Filistinli hayatını kaybetmişti. Bu yılki Ramazan ayındaki saldırılarda 66’sı çocuk, 39’u kadın olmak üzere 254 kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin yaralanması, İsrail zulmüne somut örnekler olarak gösterilebilir.  Herhangi bir suçlama olmaksızın Filistinlilerin hapishanelerde tutulması, İsrail’in Filistinlilere yönelik bir başka insanlık dışı muamelesi. Bu tutuklamalarda Filistinliler, çoğu zaman somut bir suç isnat edilmeksizin altı aya kadar cezaevlerinde tutulabiliyor ve İsrail’in güvenliğine tehdit olarak görülmeleri durumunda bu süre uzatılabiliyor. Addameer Mahkum Destek ve İnsan Hakları Derneği’nin 4 Haziran 2021 tarihli verilerine göre, halihazırda 250’si çocuk olmak üzere 5 bin 300 Filistinli cezaevinde. Ayrıca tutuklu olan bu kişilerin, kendilerini savunmaları için gerekli olan güvencelerinin sağlanmadığını belirtmek gerek. Dolayısıyla İsrail’in, hiç kimsenin keyfi tutuklanamayacağını ve suç isnat edilmeksizin cezaevine konulamayacağını düzenleyen UDHR’nin 9, 10 ve 11. maddelerini açıkça hiçe saydığı görülüyor. İsrail’in Filistinlilere yönelik insanlık dışı üçüncü muamelesi ise işkenceler. İsrail 1987-1999 arası dönemde işkenceyi yasal olarak uygulayan bir devlet olarak tarihe geçmiştir. 1967’den kayda geçen, 67’si tıbbi ihmal, 75’i kasten öldürme, 7’si hapishanede doğrudan ateş açma ve 73’ü işkenceden olmak üzere toplam 222 Filistinli hayatını kaybetti. Mevcut hukuki düzenlemelere göre İsrail’de işkence yasa dışı bir uygulama olsa da Filistin İnsan Hakları Kuruluşlarına göre Filistinlilere yönelik işkenceler hala devam ediyor. Dolayısıyla İsrail yönetiminin ihlal ve ihmalleri, UDHR’nin işkenceyi yasaklayan 5. maddesini de yok sayıyor. İsrail’in uyguladığı insanlık dışı muamelelerin dördüncüsü, sık sık yapılan ev baskınları. 2018 verilerine göre, Filistinli gençlerin oturduğu evlerin yüzde 85’ine baskın yapıldığı ve baskınların yarıya yakınında şiddet uygulandığı görülüyor. Uygulanan şiddet sonrasında gençlerin psikolojik travma yaşaması ve baskınlarda aşırı gaz kullanımı sonucunda Filistinlilerin hayatlarını kaybetmesi, insan hakları ihlallerinin bir başka trajik boyutunu oluşturuyor. Ayrıca İsrail’in Filistinlilere saldırdığı dönemlerde, çocukların ve gençlerin eğitime erişimlerinin kısıtlanması da bir başka insan hakları ihlali. Sadece ikinci intifadayı takip eden dört yıl içerisinde Filistinlilere ait bin 125 okulun kapatılması ve eğitim altyapısının bu dönemde çökmesi, bölgedeki Filistinli öğrencilerin maruz kaldıkları trajediyi anlatmak için yeterli. Günümüzde de farklı boyutlarıyla devam eden bu durum özelinde değerlendirme yapıldığında, İsrail’in UDHR’nin 26. maddesini oluşturan eğitim hakkını da ihlal ettiği görülüyor. Sonuç olarak İsrail, kurulduğu günden bugüne, dünyanın gözü önünde Filistinlilerin insan haklarını hiç çekinmeden ihlal ediyor. Bu hak ihlallerine karşı durması gereken büyük güçlerin İsrail’e desteği ve uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurabilecek iradeden yoksun olması, ne yazık ki bu hak ihlallerinin devam etmesine neden oluyor.
İsrail, kurulduğu günden bu yana, dünyanın gözü önünde Filistinlilerin haklarını hiç çekinmeden ihlal ediyor. Uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurabilecek iradeden yoksun olması, bu hak ihlallerinin devam etmesine neden oluyor.

Ortadoğu’da kalıcı barışın önündeki en büyük engel durumunda olan İsrail, yıllardır işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında korumasız Filistinlilerin insani haklarını pervasızca hiçe sayıyor ve bunu yaparken uluslararası toplumdan hiç çekinmiyor. 1948’de dönemin Birleşmiş Milletler (BM) üyelerince kabul edilen 30 maddelik İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (UDHR) temel alındığında, İsrail’in Filistinlilere yönelik hemen her alanda hak ihlalleri gerçekleştirdiği görülüyor.

 

Sonu gelmez insanlık dışı muameleler

İsrail’in Filistinlilere yönelik sonu gelmez insanlık dışı muameleleri de önemli bir insan hakkı ihlali olarak duruyor. Bu bağlamda İsrail’in en görünür insanlık dışı muamelesi, Filistinlilere yönelik yıllardır uyguladığı sistematik saldırı ve katliamlardır. 1948’deki Deir Yasin Katliamı ile 1982’deki Sabra ve Şatilla katliamlarında binlerce Filistinli hayatını kaybetmişti. Bu yılki Ramazan ayındaki saldırılarda 66’sı çocuk, 39’u kadın olmak üzere 254 kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin yaralanması, İsrail zulmüne somut örnekler olarak gösterilebilir. 

Herhangi bir suçlama olmaksızın Filistinlilerin hapishanelerde tutulması, İsrail’in Filistinlilere yönelik bir başka insanlık dışı muamelesi. Bu tutuklamalarda Filistinliler, çoğu zaman somut bir suç isnat edilmeksizin altı aya kadar cezaevlerinde tutulabiliyor ve İsrail’in güvenliğine tehdit olarak görülmeleri durumunda bu süre uzatılabiliyor. Addameer Mahkum Destek ve İnsan Hakları Derneği’nin 4 Haziran 2021 tarihli verilerine göre, halihazırda 250’si çocuk olmak üzere 5 bin 300 Filistinli cezaevinde. Ayrıca tutuklu olan bu kişilerin, kendilerini savunmaları için gerekli olan güvencelerinin sağlanmadığını belirtmek gerek. Dolayısıyla İsrail’in, hiç kimsenin keyfi tutuklanamayacağını ve suç isnat edilmeksizin cezaevine konulamayacağını düzenleyen UDHR’nin 9, 10 ve 11. maddelerini açıkça hiçe saydığı görülüyor.

İsrail’in Filistinlilere yönelik insanlık dışı üçüncü muamelesi ise işkenceler. İsrail 1987-1999 arası dönemde işkenceyi yasal olarak uygulayan bir devlet olarak tarihe geçmiştir. 1967’den kayda geçen, 67’si tıbbi ihmal, 75’i kasten öldürme, 7’si hapishanede doğrudan ateş açma ve 73’ü işkenceden olmak üzere toplam 222 Filistinli hayatını kaybetti. Mevcut hukuki düzenlemelere göre İsrail’de işkence yasa dışı bir uygulama olsa da Filistin İnsan Hakları Kuruluşlarına göre Filistinlilere yönelik işkenceler hala devam ediyor. Dolayısıyla İsrail yönetiminin ihlal ve ihmalleri, UDHR’nin işkenceyi yasaklayan 5. maddesini de yok sayıyor.

İsrail’in uyguladığı insanlık dışı muamelelerin dördüncüsü, sık sık yapılan ev baskınları. 2018 verilerine göre, Filistinli gençlerin oturduğu evlerin yüzde 85’ine baskın yapıldığı ve baskınların yarıya yakınında şiddet uygulandığı görülüyor. Uygulanan şiddet sonrasında gençlerin psikolojik travma yaşaması ve baskınlarda aşırı gaz kullanımı sonucunda Filistinlilerin hayatlarını kaybetmesi, insan hakları ihlallerinin bir başka trajik boyutunu oluşturuyor. Ayrıca İsrail’in Filistinlilere saldırdığı dönemlerde, çocukların ve gençlerin eğitime erişimlerinin kısıtlanması da bir başka insan hakları ihlali. Sadece ikinci intifadayı takip eden dört yıl içerisinde Filistinlilere ait bin 125 okulun kapatılması ve eğitim altyapısının bu dönemde çökmesi, bölgedeki Filistinli öğrencilerin maruz kaldıkları trajediyi anlatmak için yeterli. Günümüzde de farklı boyutlarıyla devam eden bu durum özelinde değerlendirme yapıldığında, İsrail’in UDHR’nin 26. maddesini oluşturan eğitim hakkını da ihlal ettiği görülüyor.

Sonuç olarak İsrail, kurulduğu günden bugüne, dünyanın gözü önünde Filistinlilerin insan haklarını hiç çekinmeden ihlal ediyor. Bu hak ihlallerine karşı durması gereken büyük güçlerin İsrail’e desteği ve uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurabilecek iradeden yoksun olması, ne yazık ki bu hak ihlallerinin devam etmesine neden oluyor.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nehaberankara.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.