Yazı Detayı
17 Mayıs 2016 - Salı 13:17
 
Dracula Siyaseti.
Bilal ÖZKAN
 
 

Muhalefetimiz yine isyanlarda… Kendini bir kez daha aşarak, başkanlık sistemine olan itirazını “Kan dökülmeden olmaz” vecizi(!) ile taçlandırdı.

Bu vecizden yola çıkarak, kandan beslenen canlıları araştırma ihtiyacım hâsıl oldu. İlk olarak fantastik yaratıklar olan vampirlere göz attım. Bildiğiniz bir gerçeği hatırlatmak isterim: vampirlerin ilham kaynağı olan Drakula yani III. Vlad, savaşta yenilen babası tarafından Osmanlılara rehin verilen Eflak prensi idi. Tarihin en ‘kanlı’ figürlerindendi. Kendine özgü öldürme yönteminden dolayı “kazıklı voyvoda” olarak da bilinir.

Bugün muhalefetin kan hevesini görünce Drakula (Vlad)’ı hatırladım bir an. Drakula’nın icraatları  -zamanına istinaden söylüyorum-  gerçek bir sapkınlık durumu. Kendi gibi düşünmeyenlere ve ya statükosuna aksi her duruma verdiği tek cevap kan ve ölüm.

Cumhuriyet tarihinin ilk seçilmiş “Başkanı” Cumhuriyet, Demokrasi ve Hukuk ekseninde bir değişiklik talebinde bulunuyor, karşısındaki fosilleşmiş muhalefet “kan dökülmeden olmaz” diyor. İnsanın hata yapması çok normal, hatta bu hatayı tekrar etmesi de normal fakat özrünün kabahatinden büyük olması sadece bizim muhalefete özgü bir durum. Sonraki demeçlerinde sözlerinin arkasında olduğu beyanı akıl zafiyetinden ziyade III. Vlad varî bir sapkınlık durumu. 

Ülkemizin içinde bulunduğu hengâmda, siyasilerin en son kullanması gereken kelime “kan dökmek”. Bu memleketin çocuklarının kanının akmadığı bir gün yok. Artık destekçileri ayan beyan belli olan ve buna rağmen pişkinlikle yüzümüze bakabilen AB, ABD, Rusya, İsrail .. vs. ve onların beslemeleri olan içerdeki satılmışlar hep birlikte PKKnın ardında saf tutmuşken muhalefetin tavrını ve davranışını hangi mizana vurmalı bilemiyorum.

İnanarak ve samimiyetle söylüyorum; şu an askeri anlamda yaşadıklarımız 1922’deki büyük taarruzdan kat be kat daha önemli. 1922’de başlayan taarruzda karşımızda başta İngiltere olmak üzere bütün batı tarafından tek başına bırakılan bir Yunan vardı.  Şimdi ise Çanakkale misali yedi düvel ve içerideki bir o kadar hain!

Bugün doğuda namus ve şeref bildiğimiz vatanımız için kukla alçaklara karşı mücadele eden her bir fert M. Akif’in tabiriyle ancak ‘Bedrin Arslanları’ ile muvazene edilebilir.

Aynı eksende başlayan bir diğer tartışma konusu da Başbakanlıktaki değişiklik… Cumhurbaşkanının sık söylediği bir cümle var “Bu gömlek bu bedene dar geliyor”. Bu bir sistem eleştirisi fakat muhalefet işi rejim sorunu haline getirdi. Parlamenter sistem, özellikle 2. Dünya savaşının kaybedenlerine yapılan dayatmadan ibaret. Kazananların hemen hepsi ya başkanlık yada yarı başkanlık sistemiyle işleyen sistemler. En gelişmiş demokrasilerde bile parlamenter sistem her an tıkanmaya müsait. Yakın zamanda Belçika 2 yıl kadar bir süre hükümet dahi kuramadı. Ülkemizde on yıllar süren hükümet krizlerinin en büyük sebebi koalisyonların oluşturduğu kaoslar. Kaosların neticesini fırsat bilenlerin darbe teşebbüsleri de en büyük handikap!

Sayın Ahmet Davutoğlu, son derece naif ve nazik bir devlet adamı. 20 aylık görevi süresince muhalefetin patavatsızlığına, hakaretamiz eleştirilerine hep olgunluk ve edeple karşılık verdi. Aynı muhalefet görev değişikliğini fırsat bilip bir an da Sayın Davutoğlu savunucusu(!) kesildi. Malumunuz Ana muhalefet her fırsatı ganimet biliyor. Öyle ki, dünyanın başka bir coğrafyasında olan menfi hadiseyi bile neredeyse AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanına mal edecekler.

Artık halkta Başkanlık sistemi konusunda bilinçli ve yüksek oranda bu değişime sıcak bakıyor. Halka rağmen bunun önünde durmak bir siyasi parti için hem ilkesizlik hem de siyasi küstahlıktan başka bir şey değil. Siyasi sapkınların ve küstahların cezalandırılması ve sorgulanması yine siyaset ve hukuk çerçevesinde yapılıyor ve yapılacak. Teröre destek verenler de halkın kanına göz dikenler de siyaset kuralları ve hukuk normları çerçevesinde hak ettiklerini bulacaklar şüphesiz.

Netice-i kelam öyle görünüyor ki, Başkanlık sistemi gelecek… Hem de demokrasi bayramı, demokrasi şöleni halinde gelecek. Sevgiyle, aşkla, şevkle gelecek. Baharlarla, çiçeklerle, aydınlıkla gelecek. Bütün karamsar ve kötü düşünceleri yıkarak gelecek. Tertemiz ve pırıl pırıl neslin üzerine güneş gibi doğarak gelecek. Bütün gözleri kamaştıran ve haset gözleri kör eden bir şua gibi gelecek. Bu halkın lugatında kana, kine, öfkeye yer yok… Bütün Vandallara, Vampirlere rağmen,

Başkanlık sistemi güvercinin kanadında gelecek…

 
Etiketler: Dracula, Siyaseti.,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı