Yazı Detayı
09 Ekim 2020 - Cuma 16:03
 
İZMİR’DEN ANKARA’YA
Mehmet Anıl KORKMAZ
 
 

           Geçenlerde bir vesileyle on günlüğüne doğduğum topraklara, İzmir’e gitme fırsatı elde ettim. Bizim gibi neredeyse on beş yıldır Ankara’da yaşayıp mütemadiyen bir koşuşturma içinde olanlar için İzmir’e on gün gibi bir süreliğine gidebilmek büyük bir lükstür. Gün içinde yapmam gereken asli işlerimi yerine getirdikten sonra akşamın serinliği ile birlikte İzmir’de dolaşabilmenin hazzının tarifini anlatmaya hâkim olduğum Türkçe ile anlatmam pek mümkün görünmemekte…

            Girizgâhımdan sonra İzmir’den şimdiden özür dileyerek yazıma devam etmekte fayda görüyorum. Özür diliyorum çünkü kızdığım yerler de övdüğüm yerler kadar çok olacaktır. Kordon Boyunu öveceğim fakat Sayın Başkan Tunç Soyer kusura bakmasın Kıbrıs Şehitleri Caddesinin de sağını solunu yereceğim.

            Akşamları genelde Kordon’da arkadaşlarımla çimlere oturdum fakat bir akşam –ki hayli sıcaktı- sahili boydan boya yürüdüm. İki saate yakın yürüdüm. (Güzeldi ama Hüseyin kardeşime teessüflerimi iletiyorum, çok yoruldum “bilader”) Bir de pazar günü iç sokaklara daldım. Tarihi evleri inceledim.

            Benim için de asıl önemli mesele Kıbrıs Şehitleri Caddesinin sağlı sollu sokaklarının durumuydu. Evlerin verdiği o atmosferi saçma sapan duvar yazıları mahvetmeye yetmiş de artmış. Hadi müteahhitleri geçiyorum; onlar para kazanma hırsıyla binaları yıkarlar da dikerler de Mülk sahibi olduklarını varsayarak bir şey demiyorum. Amma velâkin muhtemelen İzmir’imizin gençleri tarafından canım evlerin duvarları ne hale getirilmiş öyle? Belediyecilik nasıl yapılır bilmem fakat nasıl yapılmasını istediğimi iyi bilirim.

            O yıkık dökük binaların hali kimsenin içini acıtmıyor mu? Pis kokular arasında geçilen ara sokaklar vicdanları yaralamıyor mu? Bu sokaklar güzel İzmir’in kenar mahallelerine bile yakışmazken Kordon Boyunun hemen üç beş yüz metre etrafına nasıl yakıştırmamızı bekliyorsunuz?

            Artık nispeten Ankaralı olmuş biri olarak bu kadar çok sevdiğim İzmir’den uzaklaşmanın üzüntüsünü sanırım uzun bir süre içimde yaşayacağım. Fakat dinamik bir belediye başkanı olan Tunç Soyer'in de bu sorunu çözeceğine dair umudumu da taşıyacağım.

Ve Ankara... Son sözlerimi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş'a teşekkür etmeye ayırmak istiyorum. Etimesgut'un Yeşilova mahallesinde yaşayıp gidiyoruz. Ama o yollar yok mu o yollar... Hele ki yağmur yağdığında her taraf çamur deryasına dönerdi. Şimdi yavaş yavaş bir hâl almaya başladı da başkentte yaşadığımızı idrak etmeye başladık. Bu aralar durdular, umarım son bahar yağmurları bastırmadan çalışmalar bitirilir.

 
Etiketler: İZMİR’DEN, ANKARA’YA,
Yorumlar
Haber Yazılımı