Yazı Detayı
20 Ağustos 2015 - Perşembe 17:54
 
Karmaşadan Düzene…
Bilal ÖZKAN
 
 

Fizik kuralı olarak, kaotik durum kendi içerisinde bir düzen barındırır. Karmaşa ya da Fransızca karşılığı Kaos sonuç değildir. Nihai olarak tekamül çabası ve fizik evrende belli bir düzen içerisinde kaos durumu sonsuza kadar da devam eder.

Bu durum pozitif bilimler kadar sosyal bilimler için de söylenebilir. 7 Haziran sonrası ülkemizde yaşananları tanımlamak için de terminolojik olarak “kaos” desek yeridir. Her kesimin milat olduğu hususunda hem fikir olduğu 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu güne kadar, kaotik sorunlar dar alanlara hapsedilmek suretiyle, daha öncelikli olan “devletin ve milletin esareti” sorununa ağırlık verildi. Aslında ne terör ne toplumsal barış ne devlet millet kaynaşması gibi sosyal sorunlar tam anlamıyla bertaraf edilmedi. Hatta bazı konularda mesafe bile kaydedilmedi. Hükümet edenlerin birincil hedefi ekonomi ve kalkınma hamleleri ile uluslararası esaret prangasından olabildiğince kurtulmaktı. Bu süreçte bazı olumsuzluklara, bazı ihanetlere, bazı şımarıklıklara ve hatta iradesi dışında oluşan yapılara göz yummak zorunda kaldı.

Başta terör ve paralel ihanet meselesi olmak üzere, toplumsal sorunlardaki devletin kayıtsızlık hali özellikle IMF ile yolların ayrılması ve Milli Savunma hamlelerinde belli bir tatmin sağlandığında, yerini mücadeleye bıraktı. Yani prangalardan olabildiğince kurtulmuş olan devlet, bu kez de üzerindeki asalakları yok etme mücadelesine girişti. Malum terör örgütü ayan beyan ortada fakat ihanet terörü eylemlerini hep sinsi ve küstahlıkla yapmıştı. Terör örgütünün sözde eylemsizlik hali devam ederken, Abd’nin Suriye’de kendilerine yüklediği misyonun verdiği şımarıklık ile taciz eylemlerine de devam ediyordu. Adam kaçırma, şantiye basma, yatırımları sabote etme, kendince kurtarılmış bölgeler ilan etme vs. devlet tarafından ya görmezden gelindi ya da tolere edildi. Her defasında hadsizliğine hadsizlik eklemek suretiyle Suriye’nin kuzeyinde kantonlar oluşturmaya, Abd’nin Suriye’deki tetikçiliğine mukabil kuzey Suriye’de Kuzey Irak benzeri özerk yapılanmaya gitmeye çalıştı.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Cumhurun Başkanı ve O’nun liderliğindeki Hükümet her şeye rağmen vatan sathındaki bütün vatandaşlarına şefkat ile yaklaşacağını her fırsatta deklare etti ve etmeye de devam ediyor. Fakat ihanet ve alçaklıkta sınır tanımayan terör örgütü her fırsatta bu şefkatten cesaret almaya, bunu zayıflık olarak görmeye başladı. Uzantısı olan siyasi hareketin suni oy patlamasını da fırsat bilen terör örgütü tacizden eylem sürecine geçerek kanlı misyonuna dönüş yaptı. Burada terör örgütünden çok, devletin muhatabı konumunda olan siyasi partinin davranışları manidardır. Geçmişte de olduğu gibi bu günde yapılanları terörizm yapanları da terörist diye tanımlamaktan hep imtina etti. Belki de korktu. Silahlı örgüt silahsız siyasi örgütün abisi ve hamisi olduğunu hem siyasi kanada hem de kamuoyuna bildirmekten geri durmadı. Siyasi kanat kendi aralarındaki hiyerarşiyi özümsemiş olmak la beraber, Türkiye kamuoyuna örgütle kendilerinin farklı oluşumlar olduğunu anlatma ikiyüzlülüğünden de bir an olsun vaz geçmedi.

Terör örgütünün siyasi kanadı, bir siyasi figürden daha çok “şamar oğlanı” ve “posta” misyonundan öteye geçemedi. Kandil, İmralı, Avrupa arasında posta güvercinliği yapmaya, yaptığı açıklamalar ile hem İmralı’nın hem de Kandil’in tokatlarına hep duçar oldu. Terörün geneline karşı girişilen operasyonlar esnasında Avrupa’da ayaklarına giderek görüştüğü bazı elebaşları ve Kandildeki ağabeyleri tarafından “kurularak” tekrar gönderildi. Bu kez devletten yedikleri tokatın ağırlığından olsa gerek birden her biri barış güvercini oldu. Kobani olaylarında halkı sokağa çağıran siyasi parti bu kez de Avrupa ve Kandildeki “abi”lerinden aldığı öğütle barış sevdalısı olup çıkıvermişti.

Devlette belki ilk defa istihbarat, içişleri, emniyet, asker kısaca devletin bütün unsurları tam bir ahenk ile tek vücut olarak terörle mücadeleye başladı. Hem yurt içinde hem yurt dışında çok önemli başarılar elde etti ve etmeye devam ediyor. Yetkili kurumların ısrarlı açıklamalarında ve davranışlarında da anlaşılacağı üzere, sorun ne oradaki halkla ne de bir etnik grupla, sorun doğrudan eli kanlı, katil, cani, hain terör örgütü ve onun yandaşları ile. Burada akılcı bir kamuoyu bilgilendirmesi ve propaganda ile O coğrafyadaki halkın, önceki yaşadığı travmalarında etkisiyle yeni bir ümitsizlik sarmalına düşmemesi sağlanmalı. Gerek asker gerek emniyet ve gerekse hükümet tarafından halka bu yönde yapılan telkinler ve her fırsatta o yörenin halkıyla bir araya gelme çabasıyla devlet halkının yanında teröristin karşısında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Operasyonlara verilen uluslararası destek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin haklılığını ortaya koyması ve saygınlığı açısından önemlidir.

Şimdi vakit kaybetmeden geçici bir hükümet kurularak yeni bir seçim ve yeni bir hükümet ile hem ekonomik ve sanayi hem de sosyal politikalarda yeni bir heyecan ile çalışmaya devam etmek gereklilik değil mecburiyettir.

Devlet bütün organları ile işinin başında ve kararlılığı da en üst düzeydedir. Vatandaş tarafından karmaşa görülen durumlar düzene giden yolda olması gereken hamlelerdir. Devlet hiç olmadığı kadar güçlü ve kararlıdır. Prangalarla birlikte terörizm belasından da kurtulacağımızdan şüphem yok. Yeter ki oradaki halka sağduyu ile sahiplenme ile yaklaşıp kucaklaya bilelim.

 
Etiketler: Karmaşadan, Düzene…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı