Yazı Detayı
20 Ekim 2015 - Salı 12:17
 
Kasım’a 10 kala…
Bilal ÖZKAN
 
 

“Yazıya geçmeden evvel bundan 12 yıl önce 19 Ekim 2003’te ahirete irtihal eden Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’i Rahmet, Dua ve Fatihalarla yâd ediyorum.”

Yaklaşık 40 yıldır terör sarmalının içerinde olan Ülkemizde, bu günlerde ki kadar terör yanlısı kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığına şahit olmamıştık.

Teröre tepkinin evrenselliğine inanan onca insan(!) nasıl birden on binlerce ölüme mal olmuş bir örgütü masumlaştırmaya çalışır anlamak mümkün değil. 80li ve 90lı yıllar boyunca gazetelerde televizyonlarda, her eyleminde terörü lanetleyen usta kalemlere ne oldu da bu bebek katillerini “cici çocuk” göstermeye çalışır oldu?

Şimdi burada haddimi aşıp, terör olgusunun analizini yapacak değilim. Fakat genel kabul gören bir tavır var o da terörün bütün dinlerde, bütün dillerde lanetlendiği gerçeğidir.

Devletler ve halklar sanayi devrimi sonrasında örgütlenme ve kolektivizm ile tanıştı. Bunun neticesi olarak imparatorluk çağı sona erip ulus devletler ortaya çıktı. Millet, inanç, ülkü, amaç birliğine sahip ve bu anlamda kendilerini birbirlerine yakın hisseden insanlar bir araya gelerek örgütlenmeye başladı. Örgütlenme zamanla makro boyuttan daha mikro boyutlara kadar evirildi. ABD’nin ikinci dünya savaşının büyük kazananı olarak dizayn ettiği Avrupa önce iki bloğa sonrada küçük devletlere dönüştürüldü. Bu dönüşüm günümüzde de devam ediyor. (Çek ve Slovakya’nın ayrılması gibi). Bir yandan şehir devletler şeklinde parçalanması diğer yandan bütün Avrupa’nın Avrupa Birliği ile kontrollü bir şekilde Almanya eksenli büyük tek bir devlet haline getirilmesi kolektivizmin ekonomik ve dini boyutunun en büyük örneğini teşkil ediyor.

Orta doğu da ise süreç tam tersten işliyor. Osmanlı Devleti merkezinde bütün farklılıklar ile yek pare olan İslam ve Doğu, maalesef bir kararda kalamamış, müsteşrik ve oryantalistlerin azimli çalışmaları neticesinde birlikten uzaklaştığı gibi, birbirlerine kan kusturmaktan da geri durmamışlar.

1 Kasım seçimlerine doludizgin giderken, cereyan eden terör hadiseleri ve terör ile yapılan mücadelelere farklı seslerin çıkması da içimizdeki profesyonel fitnecilerin işlerinin erbabı olduğunun kanıtı oluyor. Milliyetçisinden, devletçi Chp sine ve bizzat terör örgütünün desteklediği siyasi partiye kadar muhalefetteki bütün partilerin tek bir amaçla bir araya gelmesi başka nasıl açıklanır bilemiyorum? Elbette ki, teröre verilen bir kurban da aynı bin kurban da aynı kıymette. Fakat bir hatırlatma yapmama da müsaade edin. 90’lı yıllarda terörün her eyleminden sonra “bıçak kemiğe dayandı” “artık yeter” “yine ciğerimiz yandı” “şimdi bir olma zamanı” şeklinde teskin edici ve toplumun sinir uçlarına basmamaya gayret eden bazı medya, ilginç bir şekilde bu dönemde toplumda infial oluşturmaya ve halkı galeyana getirmeye çalışıyor.

Özellikle Cumhurbaşkanı ve Başbakanın her söylemini liseli ergen refleksiyle eleştiren Milliyetçi çevre diğerlerinden farklı olarak toplumda ayrı bir hayal kırıklığı meydana getiriyor. Müzmin muhalefet diye tanımlayabileceğimiz bu ülkede “zerre-i miskal” eseri olmayan ana muhalefet herkesin malumu. Terör örgütüne sırtını dayayan ve kan ve şiddetten hata işkence ile insan katletmekten zevk duyan vahşilerin desteklediği sözde parti de herkesçe malum. Peki, Allah aşkına Milli ve Manevi manifestolarla kendini tarif edenlere ne oluyor? Tek bir şey diliyorum,

İçimizdeki akılsızlar yüzünden bizleri helak etme Yarabbi! 

 
Etiketler: Kasım’a, 10, , kala…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı