Yazı Detayı
22 Mart 2020 - Pazar 09:00
 
KORONAVİRÜS BİR BİYO-TERÖR ARACI MI?
Dr.İmbat MUĞLU
imbatmuglu@gmail.com
 
 

Aralık 2019'da Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan,Koronavirüs ( Coronavirus 2019 yada Covid 19) enfeksiyonu dünyanın tamamında birinci derecede ilgi çeken bir konu olarak görülmeye başlandı. Dünyanın her yerinde hayatı nerdeyse durma noktasına getiren,binlerce ölümlü vakalara sebep olan virüs gündemden düşmüyor.Koronavirüs kısa sürede yaratmış olduğu ölümcül sonuçlardan dolayı toplumda sağlık boyutu yanında psikolojik, ekonomik boyutlarıyla da dünya genelini etkilemiş, uzun bir sürede etkilemeye de devam edeceğe benziyor.Bu konuda uzman olan bilim insanlarının bu hastalığa neden olan virüs ile ilgili ciddi çalışmaları devam etmektedir.Ama şu bir gerçek ki Korona’nın dünyanın her yanını kısa sürede etkisi altına alması,onbinlerce insanın ölümüne sebep olması,enfeksiyonunun önceki viral enfeksiyonlara göre daha hızlı yayılması gibi sonuçlara bakıldığında Koronavirüs’ün  sıradan bir virüs olmadığı ortadır.Son yarım asırda karşımıza çıkarılan SARS, SADS, MERS, Kuş Gribi, Domuz Gribi, Ebola ve en son “Korona”ya  bakıldığında dünyanın neredeyse tamamına bir anda sanki sistematik bir yönetim anlayışıyla yayılan bu virüslerin biyolojik terör olması ihtimalini akla getirmektedir.Hızla gelişen teknoloji ve iletişim araçları sayesinde küreselleşen dünyanın   herhangi bir yeriyle olan etkileşim günden güne çok ciddi bir şekilde artıyor. Bu etkileşim sadece ticari,kültürel,siyasi,eğitim alanında değil aynı zamanda salgın hastalıkların da bir yerden başka bir yere hızla taşınmasına dolaylı olarak olanak sağladı.Teknoloji ve bilimin çok hızlı ilerlemesi ile aynı paralelde ilerleyen kitle iletişim ve ulaşım  araçları, dünyanın en uzağını en yakına getirmiştir.Ulaşım kolaylığı ile bireylerin dünya üzerinde dolaşımı hızlanmıştır.Bu hız ile dünyanın  bir uçunda bulunan bir ürün,madde,eşya,mikrop,virüs kısacası yerkürede taşınabilir özelliği olan  hemen hemen her şey  başka bir noktaya kolaylıkla taşınmaktadır.Bugün kilometrelerce uzakta olduğunu düşündüğümüz bir yerde var olan bir salgın hastalık önceden bizi endişelendirmezken artık aynı gün içinde o virüsün bize bulaşmayacağının bir garantisi yok. Dolayısıyla sağlığa bağlı güvenlik de sadece bir bölgenin değil hemen hemen tüm dünyanın güvenliğini tehdit eder oldu. ‘’Çok eski çağlardan beri hayvan ve insan ölülerinin hastalığa neden olduğu anlaşılmış ve savaşlarda salgınlar oluşturularak insanlar öldürülmüştür. Milattan önce 300’lü yıllarda Yunanlılar düşmanlarının içme suyu rezervuarlarını hayvan ve insan ölüleriyle kontamine ederek salgın oluşturmuşlardır. Daha sonraki çağlarda ise Romalılar, İranlılar, İtalyanlar ve Amerikalılar aynı usulleri kullanmışlardır. 1763 yılına gelindiğinde biyolojik silahlar şekil değiştirmiş ve spesifik hastalık etkenleri kullanılmaya başlanmıştır. Kuzey Amerika’da İngiliz kuvvetleri Kızılderililere karşı çiçek virüsünü kullanırken, daha sonraki yıllarda savaşlarda kolera, veba veya tifüs ile infekte cesetler kullanılmıştır.1940’lı yıllarda biyolojik silah alanında önemli gelişmeler olmuş ve 1940-1969 yılları arasında biyolojik silahlar altın çağını yaşamıştır. Gelişmeler özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Sovyetler Birliği, Fransa, İngiltere, Polonya, Kanada, Japonya ve Almanya’da olmuştur. Bu gelişmelerin üzerine 144 ülkenin katılımı ile, 1975 yılında imzalanan “Bakteriyolojik ve Toksin Silahlarının Geliştirilmesi, Üretimi, Depolanması ve İmhası”na dair anlaşma yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşmaya rağmen biyolojik silah üretiminin günümüze kadar sürdüğü belirtilmekte ve Çin, Mısır, Hindistan, İran, Kuzey Kore, Libya, İsrail ve Suriye gibi bazı ülkelerin biyolojik silah programı olduğu tahmin edilmektedir. Çağımızda soğuk savaşın başlamasıyla biyolojik silahlar özellikle terörist gruplar tarafından kullanılmaya başlanmış ve biyoterör eylemleri gündeme gelmiştir. Moskova’nın 1400 km doğusunda Sverdlovsk’da; 1979 yılında bakteriyel biyolojik silah teknolojisi ile uğraşan bir laboratuvardan, bilinmeyen sebeple çevreye Bacillus anthracis sporları yayılmıştır. Bu olayın sonunda hayvanlar ve insanlar infekte olmuş, 96 insan şarbonu gelişmiş ve bunların 66’sı ölümle sonuçlanmıştır. Olayın bir terör eylemi mi yoksa bir kaza mı olduğu konusunda bugüne kadar tatmin edici bir açıklama yapılmamıştır.Biyolojik ajanlarla ilk başarılı biyoterör eylemini, 1984 yılında Dallas’ta Rajneesh adındaki terörist grup gerçekleştirmiştir. Bu grubun 10 restoranda Salmonella bakterisi ile gıdaları kontamine etmesi sonucu 750 kişi infekte olmuş, ancak ölüm gerçekleşmemiştir. Eylül-Ekim 2001’de ise ABD’de B. anthracis sporları posta yoluyla gönderilmiş ve 23 şarbon olgusu gelişmiştir. Bunlardan 11’i inhalasyon şarbonu (beşi ölümle sonuçlanmış), 12’si ise deri şarbonuydu. ABD’deki son biyoterör olayından sonra dünyada biyolojik silahlar özellikle gelişmiş ülkeler açısında büyük tehlike olarak görülmeye başlanmış ve biyolojik saldırılara karşı hazırlıklar artmıştır.’’Günümüzde biyolojik silahlar,sadece terör örgütlerin kullandığı bir araç değil uluslar arası aktör ülkelerinde kullanmaya çalıştığı bir araç olmuştur.Teknolojisi gelişmiş birçok ülkenin ulusal biyogüvenlik laboratuvarları olduğu bilinmektedir.Çin’de bu ülkelerden bir tanesidir.Koronavirüsünün çıkış noktası olan Wuhan kenti Çin'in ekonomik güç merkezlerinden biridir.Durum böyle olunca Çin’in hızlı büyümesinden endişe duyan dünyanın mevcut etkili aktörlerinin biyolojik saldırı için bu kentin seçildiği tezi ortaya çıkmaktadır.Bu planın baş aktörünün ABD olduğu ve  Çin'in ekonomik ve finansal sektörlerini felç etmek istediği için bu yönteme başvurduğu iddia ediliyor. Çin Dışişleri sözcüsü Lijian Zhao, “Salgını Vuhan'a getiren Amerikan ordusu olabilir” demesi gündeme gelen iddiaları destekler nitelikte olmuştur. Yine Korona’dan en çok etkilenen ülkelerden biri olan İran ;ABD'nin İran ve Çin'de koronavirüsü yayarak biyo-terör saldırısı düzenlediğini iddia etti. Koronavirüsü dünyayı etkisi altına alarak tüm ülkelerin hem ulusal hemde uluslar arası mevcut geleneksel yönetim,sevk ve idarelerini dahi değiştirmiş durumda.Ülkelerin yöneticileri uzaktan yöntemle yani sanal ortamda ülkelerini yönetmeye çalışıyorlar.Dünyanın birçok ülkesi okulları tatil etmiş eğitimleri internet üzerinde online olarak vermeye başlamış vaziyetteler.Ülkelerin yöneticileri diplomatik görüşmelerini dijital araçlar üzerinden gerçekleştirmeye başlamış durumda.Sonuç olarak,dünya sanal hayat ile her açıdan eve haps oldu.Küresel aktörlerin uzun zamandır yaşamın her alanını dijitalleştirmek için vermiş olduğu çalışmalar sanki hedefine ulaşmış gibi görünüyor.Oluşturulan bu sanal dünyanın önümüzdeki günlerde en çok konuşulacak olan konulardan bir tanesi de Kripto para,internet parası yada bilinen en yaygın adı ile Bitcoin olacaktır.Uzunca bir süredir online bir para birimi yaratma peşinde olan küresel güçler Korona salgını ile  bu süreci hızlandırmış oldular.Bir virüsün koca dünyayı karantinaya aldığı bu günlerde geçmişi sorguladığımızda insanlığın bugünleri yaşayacağının temeli yarım asır önce atıldığını net bir şekilde görmekteyiz.Şöyle ki 1970’lerde Henry Kissinger şu sözleri ile dile getirmişti;”Nüfusun azaltılması üçüncü dünya ülkelerine karşı temel politikamızdır. Çünkü ABD’nin az gelişmiş bölgelerdeki petrol, maden ve diğer kaynaklara olan ihtiyacı artacaktır.” Kissiger’in bir başka sözü ise ”Yasadışı olanı hemen yapabiliriz.Anayasaya aykırı olanı yapmak ise biraz daha vakit alır.”demişti.

Kissiger’in bu ifadelerinden sonra son söz ve yorumu siz değerli okuyucularıma bırakıyorum.

 

                                                                                               Dr.İmbat MUĞLU

 

 

 
Etiketler: KORONAVİRÜS, BİR, BİYO-TERÖR, ARACI, MI?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
04 Nisan 2020
SURİYE SAVAŞI KORONAVİRÜSÜ’NE YENİK Mİ DÜŞECEK?
01 Nisan 2020
COVID-19 DÜNYAMIZI YENİDEN ŞEKİLLENDİRECEK
31 Mart 2020
TERÖRİST BAŞI ÖCALAN’IN İSLAM DÜŞMANLIĞI
26 Mart 2020
TÜRKİYE’SİZ BİR LİBYA SURİYE OLUR
10 Mart 2020
İSRAİL’İN FİLİSTİN İLE BAŞLAYAN TOPRAK KAZANIMI SURİYE İLE DEVAM EDİYOR
15 Şubat 2020
HER ŞEY SURİYE’NİN GELECEĞİ İÇİN
01 Şubat 2020
İDLİB DÜŞERSE, DEVRİM HAREKETİ DÜŞER
23 Ocak 2020
Almanya’nın PKK Kartı-II
22 Ocak 2020
Almanya’nın PKK Kartı -I
07 Ocak 2020
Kasım Süleymani’nin Öldürülmesin Arkasındaki Sır Perdesi
26 Aralık 2019
ASALA ve PKK ‘NIN İŞBİRLİĞİ
06 Aralık 2019
PKK İSLAM DÜŞMANIDIR...
02 Aralık 2019
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ve Şeb-i Arûs
28 Ekim 2019
CUMHURİYET
23 Ekim 2019
SOÇİ MUTABAKATI
16 Ekim 2019
SURİYE’NİN YARINI
09 Ekim 2019
EY FIRAT
23 Eylül 2019
TARİHE İZ BIRAKAN “AKSAÇLI”
09 Eylül 2019
ACININ DİLİ TEKDİR
02 Eylül 2019
ÇIKMAZ SOKAK SURİYE
26 Ağustos 2019
GÜVENLİ BÖLGE
06 Ağustos 2019
ENERJİ KİMLİK BELGESİ OLMAYAN BİNALARIN ALIMI SATIMI YAPILAMAYACAK
13 Temmuz 2019
DÜNYANIN ACİL KODU S-400
11 Temmuz 2019
Srebrenitsa Katliamı…
08 Temmuz 2019
S-400 HAVA SAVUNMA SİSTEMİ
20 Haziran 2019
BAŞARAMADILAR BAŞARAMAYACAKLAR!
11 Haziran 2019
KARDEŞLİK
27 Mayıs 2019
YOK ARTIK !
20 Mayıs 2019
19 MAYIS BAĞIMSIZLIK DİRENİŞİ
16 Mayıs 2019
İTİRAFÇI TERÖRİSTLERE PARA ÖDÜLÜ
13 Nisan 2019
Şehit Esma el-Biltaci
11 Nisan 2019
GÜVENLİ BÖLGESİZ BİR SURİYE
08 Nisan 2019
ORTADOĞU’DA OLMANIN BEDELİ
25 Mart 2019
KOD ADI GOLAN HEDEF BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ
22 Mart 2019
‘’Bir aşk hikayesi;Tunceli...’’
18 Mart 2019
Dünya tarihini değiştiren savunmamın adıdır ÇANAKKALE...
04 Mart 2019
DERİN YARANIN ADIDIR 28 ŞUBAT
11 Şubat 2019
ABD VE AVANESİNİN ÇELİŞKİLERLE DOLU SURİYE POLİTİKASI
05 Şubat 2019
SURİYE İÇİN ZAMAN BOLİVYA SAATİ
30 Ocak 2019
ÜNİVERSİTELERE PAPAĞAN ALMAYIN!
26 Ocak 2019
TÜRKİYE- SURİYE İLİŞKİLERİ
15 Ocak 2019
ABD’NİN SURİYE TUTARSIZLIĞI
14 Ocak 2019
BABA ÖZLEMİ
23 Aralık 2018
TARİHİN EN BEYAZ GÜNÜ SARIKAMIŞ
19 Aralık 2018
FIRAT'IN DOĞUSU NERESİDİR VE NEDEN ÖNEMLİ?
09 Aralık 2018
SON EVRENSEL İMPARATOR SULTAN II.ABDÜLHAMİT HAN
09 Kasım 2018
ÖDÜL ALAN TERÖRİST
28 Ekim 2018
BİZİM CUMHURİYET
18 Ekim 2018
KUNDAKTAKİ BEBEKTEN KORKAN İNSANLIK DÜŞMANI PKK’NIN KATİL YÜZÜ
30 Eylül 2018
Kadim Şehir Cizre
17 Eylül 2018
12 EYLÜL GELECEĞE DARBE YAPTI
10 Eylül 2018
9 EYLÜL’de ’’Megalo İdea’’ DENİZE DÖKÜLDÜ
31 Ağustos 2018
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
25 Ağustos 2018
PKK TERÖR ÖRGÜTÜ NASIL BİTER
19 Ağustos 2018
55 YILLIK BASIN ÇINARI YAVUZ DONAT İLE; ÖNCE GARP SONRA ŞARK
08 Ağustos 2018
​TESCİLLİ BEBEK KATİLİ PKK
21 Temmuz 2018
Ayşe Tatilden Bir Daha Dönmedi!
16 Temmuz 2018
ÇANAKKALE RUHUNUN YANSIMASIDIR 15 TEMMUZ
13 Temmuz 2018
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi;
05 Temmuz 2018
FETÖ ve PKK’nın Birlik Temeli ‘’Mesele Türkiye Düşmanlığıysa Gerisi Teferruattır’’
28 Haziran 2018
Neden DEVAM
12 Haziran 2018
KANDIL TEK BIR DAĞ DEĞILDIR…
09 Haziran 2018
PKK’yı Terör Örgütü Olarak Görmeyenlere Kısa Bir Hatırlatma
05 Haziran 2018
PKK’NIN KÜRT DÜŞMANLIĞI
28 Mayıs 2018
27 MAYIS 1960 DARBESİ
24 Mayıs 2018
D İ R E N E C E Ğ İ Z
20 Mayıs 2018
NEKBE
07 Mayıs 2018
24 HAZİRAN TÜRKIYE’NIN YENIDEN ŞAHLANIŞININ ADIDIR.
29 Nisan 2018
24 HAZİRAN KIRINTILARDAN KURTULMA GÜNÜDÜR
27 Nisan 2018
Bir Anadolu Yiğidi Abdin Öztürk
23 Nisan 2018
Tek Hikayesi Vatan Sevgisi Olan Kişinin Adıdır Ziya Sözen
19 Nisan 2018
SURİYELİ KARDEŞLERİMİZ
16 Nisan 2018
ODA SEÇİMLERİNDE İHANET ŞEBEKESİ FETÖ KOKUSU
09 Nisan 2018
1000 Yıllık Türk – Kürt Kardeşliği
07 Nisan 2018
KORUCULAR OLMASAYDI...
29 Mart 2018
Türkiye Yanlışı Bozar
18 Mart 2018
ÇANAKKALE DESTANI
13 Mart 2018
ABD’NİN SURİYE TUTARSIZLIĞI
25 Şubat 2018
PKK’nın ‘‘KÜRT KARTI’’ Afrin’de Tutmadı
08 Şubat 2018
AFRİN "Zeytin Dalı Harekatı"
07 Şubat 2018
ZEYTİN DALI HAREKATINDA MESKUN MAHAL MUHAREBESİ
Haber Yazılımı