Yazı Detayı
26 Haziran 2015 - Cuma 14:27
 
Krizler ve Fırsatlar
Bilal ÖZKAN
 
 

Son haftalarda ülkemizin güneydoğu sınırında çok tehlikeli ve dikkatle izlenmesi gereken önemli operasyonlar yapılıyor. Suriye’nin kuzeyinde tabiri yerindeyse “at izi, it izine” karışmış durumda. Birçok değişik terör grubu, bazen kolektif olarak Deaş’le, bazen de birbirleriyle çatışmaya giriyor. Son derece itidal ve dikkatle izlenmesi gereken olayların tam da Türkiye’deki milletvekili seçimlerinin sonrasına denk gelmesi tesadüf müdür bilinmez… Fakat net olarak bilinen bir şey var ki, o da bölgedeki ana aktörler ABD ve İsrail. Bölgede devlet olma mücadelesi veren Kürtler ise görünen o ki, sadece piyon rolünde.

Tarihin karanlık sayfaları aralandığında, ABD ve İngiltere başta olmak üzere büyük emperyalist devletlerin faydalanıp bir kenara attığı yüzlerce etnik grup, onlarca millet ve ülke görmemiz zor olmayacak. Kuzey Irak Kürt Bölgesine yakın olması da göz önüne alınırsa şu an ki konjonktürde bölgenin jeostratejik ve jeopolitik önemi, daha artmaktadır. Irak’ın kuzeyinin demografik yapısından dolayı özerk Kürt bölgesi oluşturmak ABD ve aveneleri için zor olmadı. Fakat Suriye’nin kuzeyinin demografik yapısı biraz karışık, ısrarla Kobani diye Kürt kimliği kazandırılmaya çalışılan şehrin gerçek adı Ayn el-Arap; yani (Arap Çeşmesi), bir diğer şehir olan Tel Abyad (Ak Tepe)’ye kasıtlı olarak Gire Spi denmesinin bir amacı olmalı. Gerek Ayn el-Arap, gerekse Tel Abyad kentlerinde Kürt nüfusun yanı sıra Arap ve Türkmen nüfusu da yoğunlukta. Tel Abyad ’da Arap ve Türkmenler Kürtlerden çok daha fazla. ABD ve İsrail’in başını çektiği bölge aktörlerinin; kontrol edemeyeceği Türkmen ve Arap nüfuza değil, kontrol edilebilir ve ileride Kuzey Irak Kürt Bölgesi ile entegrasyonu da çok kolay olabilecek Kürtlere yönelmesi de rastlantısal değil tabii ki.

Kuzey Irak ve Kuzey Suriye önemli bir enerji koridoru olma yolunda hızla ilerliyor. Dünya siyasetinin güçlü oyuncuları sahnede iken bu oyunda rol kapmak elbette ki çok zor.  Hamasete hiç gerek yok. Zaten yıllar yılı hamasi nutuk ve sloganlarla birçok önemli hadiseyi göremeyip, okuyamayıp çok sayıda denklemin dışında tutulmamız ya da sadece katalizör olarak kullanılmamız birazda bu yüzden.

Son yıllarda dillendirilen “çevremizde dost diyebileceğimiz ülke kalmadı” sözü gerçekçi değil. Tek parti rejimine has kendi içine kapanık kaplumbağa siyasetçiler için anlaşılabilir bir söylem. Malumun ilanı olacak belki, bir hususu nazarı dikkatinize sunmak isterim. Bu gün ABD’nin bütün dünyada hatırı sayılır antipati ve düşmanlığa sahip birinci ülke olduğunu söylesek yanılmış olmayız. Buna rağmen ABD’ siz bir operasyondan, (hem dünyada hem de uzayda) bahsetmek mümkün değil. Elbette ki, ekonomi, sanayi, teknoloji, askeri ve siyasi olarak Türkiye ve ABD’yi karşılaştırmak gibi bir amacım yok. Fakat en azından burnumuzun dibinde cereyan eden hadiselere kayıtsız kalıp, kaplumbağa siyaseti güdüp Pollyanna rolüyle yetinmekte en hafifinden ahmaklık olmaz mı?

Ülkemizin mümtaz vatandaşlarının endişe ve kaygı duymasını gerektirecek herhangi bir husus olmadığını, aksine bölgede cereyan eden hadiselerden karlı çıkacak ülkelerden birinin de Türkiye olacağından hiç şüpheniz olmasın. Ukrayna krizinden dolayı Rusya ve AB arasında kopan ticari ilişkilerin sonucu Rusya’nın (biraz da metazori) Türkiye’ye yakınlaşmasını, enerji devi Rusya’nın, İran’ın, Irak’ın alternatifsiz transfer ve ticaret güzergâhının Türkiye olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım. Bir de Avrupa ülkelerini tedirgin eden mülteci sorunu var. Avrupa’ya yönelecek mülteci saldırısının Türkiye tarafından kontrol altında tutulması ve bu konuda çok da başarılı olunması en başta Avrupa için hayati öneme sahip. Bütün bunlarda gösteriyor ki, kendi coğrafyasında Türkiyesiz denklem kurmak imkânsız. Bütün bunlar Türkiye’ye inisiyatif veriyor ve lehine fırsatlar sunuyor.

Bu fırsatları kaçırmamamızın da şartları var tabi ki. Sürdürülebilir bir koalisyon kurulması birinci önceliğimiz. Ülkemizin etrafında ortaya konan senaryoyu da dikkate alarak oluşan siyasi tabloya baktığımızda, milli ve manevi değerleri her şeyin üzerinde tutan bir hükümet kurulması lütuf değil zaruridir. Bu konuda hiç kimsenin koşul ileri sürmeye hakkı yok. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi ve Ak Parti’nin bu dönemde inisiyatif alması gerekiyor. Gerek Sayın Devlet Bahçeli gerekse Sayın Ahmet Davutoğlu hem kişilikleri hem de siyasi misyonları gereği bu konjonktüre kayıtsız kalamazlar. Milli ve manevi hassasiyetleri son derece üst düzey olan iki önemli siyasi liderin Milletin âli menfaatleri gereği bir araya gelip bir an önce hükümeti kurmaları gerek.

Gün siyasi mücadele günü değil, krizleri fırsata çevirme günüdür. Bu fırsatların anahtarı da Milliyetçi Hareket Partisi ve Ak Parti’nin milli mutabakatından ortaya çıkacak güçlü bir hükümettir. Aksine bir durumda her iki değerli siyaset adamını bu millet affedemez. Diğer seçenekleri alternatif olarak bile görmüyorum. Millet Sayın Bahçeli ve Sayın Davutoğlu’na bu fırsatı verdi. Umarım fitne bezirgânlarının çığırtkanlığına kulak vermeden, vatandaşın temennilerine cevap verirler.

Unutmayalım, kriz elbette bir gün biter. O gün umarım biz fırsatları kaçırmış olmayız.  

 
Etiketler: Krizler, ve, Fırsatlar,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı