Yazı Detayı
12 Haziran 2015 - Cuma 11:43
 
Milli Mutabakat…
Bilal ÖZKAN
 
 

Çok şükür sükûnet içerisinde geçen seçim yaşadık. Sonuçları itibariyle ilk günün heyecanı atlatıldıktan sonra, derin bir sessizlik hâkim oldu. Mevcut sonuçlarda iktidar çıkmaması bir yana, muhalefetin “iktidarı devirme” avuntusu dışında bir başarıdan söz etmek mümkün değil. Hatta eğer bir başarıdan bahsedecek olursak, seçimin galibi mevcut iktidar partisi oldu diyebiliriz.

Yıllar süren demokrasi serüvenine baktığımızda ve siyasi yelpaze göz önüne alındığında, ülkemizde parçalı bir sağ siyaset, birlik olsa bile iktidar olamayan sol siyaset ayan beyan ortada. Son seçimlerle de gördük ki, blok halde sağ seçmenden oy alan partilerin oranı yaklaşık yüzde 65’ler civarında iken sol bloğun toplam oyu ancak yüzde 35 oranına çıkabiliyor.

Temel değerler göz önüne alındığında Türkiye’deki bütün sağ tandanslı partilerin endişe ve hedefleri hemen hemen aynı diyebiliriz. Milli ve manevi değerler başta olmak üzere, Türk Toplumunun hassasiyet gösterdiği ananevi ve ailevi hassasiyetleri önceleyen iki önemli parti siyaset yelpazesinin sağında bulunan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisidir. Bunlara iddiası bulunmayan fakat üstlendikleri duygusal misyonlarla varlıklarını devam ettiren BBP ve SP’ni de eklediğimizde son derece geniş tabanlı ve temel konularda mutabakata varmış bir birlikten söz etmemiz mümkün.

Rahmetli Necip Fazıl’ın ömrünün son demlerine kadar çaba gösterdiği, zamanın “milli ve muhafazakâr” söylemlere sahip partilerinin birlik olması özlemi maalesef günümüze gelene kadar seçim ittifaklarından öteye gitmedi.

Onlarca ortak nokta varken, fitne politikası üreten sol cenah tarafından devamlı manipüle edilip, anlaşılabilecek basit mevzular temel ortak değerlerin yerini aldı. Küçük meseleler büyüdü de büyüdü.

Rahmetli Türkeş, Rahmetli Erbakan, Rahmetli Yazıcıoğlu ve geçmişten günümüze çok değerli milli ve manevi dinamikleri bütün menfaatlerin üzerinde tutan vatan, millet, ezan, devlet ve bayrak sevdalılarının eşsiz gayretleri bu günlere miras kaldı.

Cumhuriyet tarihi boyunca, ortak kaygı ve endişeyi dert edinen, sevinçleri ve umutları bir olan, farklı şekillerde ifade etse bile ülküsü, mefkûresi ve hülyaları aynı olan toplumun kahrı ekseriyetini oluşturan inançlı insanlar, devletin kurucu unsurları tarafından her anlamda ikinci sınıf görülmüşlerdi. Ne kadar zeki olsa, ne kadar çalışkan olsa, ne kadar başarılı olsa, elitler tarafından “amele” nazarıyla bakılıyordu. Bu insanlar tarlada çalışabilir, şehirlerin alt yapı işinde çalışabilir, temizlik işlerinde çalışabilir, hizmet sektörünün hizmet eden kısmında çalışabilir, fabrikalarda işçi olarak çalışabilir fakat asla inisiyatif alabilecekleri, strateji üretebilecekleri, politika ve vizyon ortaya koyabilecekleri alanlarda çalışamazlardı. Hele hele devleti yönetmek onların ne haddineydi(!).

Yıllarca sağ politikalarla üreten, kazanan, biriktiren, geliştiren Türkiye, her defasında bu birikim ve kazanımlarını çeşitli ayak oyunları ve darbelerle iktidara gelen sol politikalarla bu kazanımların heba edilmesine maalesef engel olamamıştır. Zaten sol bu ülkede ya hiç iktidar olamamış, ya da asker ve vesayetçiler tarafından iktidara taşınmışlardır. Ve ne zaman iktidara ortak olsalar ülke krizlerden kurtulamamış.

2015 yılı genel seçimleri ile muhafazakâr ve mukaddesatçı iki partiden Milliyetçi Hareket ve AK Partiler mevcut durumda yaklaşık yüzde elli yedi oy oranıyla Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 65ine hitap etmektedir. Üzüntü ve sevinçleri bir olan yüzde 65 lik temsil son derece kapsayıcı ve kucaklayıcı bir oran. Yüreği, sahip olduğu her şeyden büyük olan yüzde 65 lik oran hiçbir zaman her iki partiyi de sol veya sosyalist bir ideolojinin ne ortağı ne paydaşı olarak görmek isteyecektir.

Milletin tek bir partiyi iktidara taşımamasını musibet olarak değerlendirmek büyük gaflettir. Bu tercihteki hayrı görmek gerek. Her iki partinin de, aklıselimle hareket ederek ülkenin ve milletin kaderini bu milletle hiçbir zaman bağdaşamayacak, inisiyatiflere bırakmamalıdır.

Yaratıcımız bir, rehberimiz bir, kitabımız bir, milletimiz bir, vatanımız bir, ezanımız bir, bayrağımız bir… Binlerce bir. Millet tabanda kucaklaştı. Sıra siyasilerin Milli Mutabakatında…

Haydi Hayırlısı…

 
Etiketler: Milli, Mutabakat…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı