Yazı Detayı
08 Mayıs 2015 - Cuma 16:04
 
Müsademe-i Efkâr
Bilal ÖZKAN
 
 

Eğer genetik ya da patolojik sorunu yok ise, insanın alamet-i farikası konuşabilmesidir. Öz ve kapsayıcı kelimelerle izah sanattır. Araplar buna “Mukteza-i hale, mutabık” yani hale uygun kelam etme anlamına gelen “belagat” demişler.

 

Fikirlerin ifadesinde dil ve konuşma anahtar niteliğindedir. Kendinizi ne kadar ifade ederseniz, karşıdakinin sizi anlaması en fazla o kadar olur.

 

Kitleler karşısında kendini ifade edebilmek, zor fakat takdir edilen bir durumdur. Özellikle, devlet adamları, siyasetçiler ve kitle önderleri konuşmaları nispetinde taraftar halkasını etkileyebilirler.

 

Tarihimizde ilk büyük miting, 50 binden fazla insan katıldığı, 19 Mayıs 1919’daki Fatih Mitingi idi. Cumhuriyetin ilanından çok partili siyasi hayata geçinceye kadar kayda değer miting göremiyoruz. Siyasi mücadelenin başladığı çok partili sistemle beraber, miting kavramı da siyasi literatürde sık kullanılan terimler arasına girdi.

 

Yıllarca Halk, siyasileri masal kıvamında dinledi. Aslında vaat eden de onu dinleyen de gerçekleşmeyeceğini bile bile vaatleri ve vadedeni alkışladı yıllarca. Bir tür çaresizlik paradoksuydu bu.

 

2002 yılı seçimleri Türkiye’de kırılma noktasıydı. Seçimin hemen öncesinde kurulan AK Parti’nin vaat sıralayacak vakti olmadı. En büyük vaat Recep Tayyip Erdoğan’dı. Halkın rağbet etmesi ile Ak Parti ilk iktidar dönemine başlamış oldu.

 

İlk kez vaat etmeden seçilen ve icraat yapan bir iktidarla tanışmıştı Türkiye. Taahhütte bulunacak kadar bile zaman bulamayan iktidar, bir anda tüm ülkeyi şantiye haline getirdi. İkinci dönemde hem yaptıkları, hem de ayakları yere basan, masaldan uzak vaatleri ile Halk bir kez daha emanetini verdi.

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın icraatları ve taahhütlerinin karşılığında, muhalefetin kendisini polemiklerle ifade etmeye çalışması rağbet görmedi. Ortada ayan-beyan, somut, elle tutulur, gözle görülür icraatlar varken, maalesef karşı taraf afaki, hayal mahsulü, ayakları yere basmayan, ne aklı ne de kalbi tatmin etmeyen vaatlerle masal dünyasından bir türlü çıkamıyordu.

 

Muhalefet, karşı strateji ya da politika üretmek yerine, devasa icraatları hafife almaya çalışıyordu. Yapılan yol, okul, hastane, baraj, tüp geçit, sanayi tesisi, teknoloji enstitüleri… Vs. Muhalefet için, sadece sözüm ona “yapılan yolsuzlukları” perdeleme amacından başka bir şey değildi. Bu ve benzer Saiklerle seçmeni de aşağılıyor, hakaret ediyor, sürü psikolojisiyle hareket ettiğini ima ediyorlardı. Hükümeti yolsuzlukla itham eden, hatta iftira eden muhalefete, icraatları için kaynak sorulduğunda, Ak Parti Hükümetlerinin 13 yıllık birikimini göstermekten de hicap duymuyorlardı. Bu elbette hem acınası hem de komik bir durum.

 

Bütün bu hengâmeyle geldik 2015 seçimlerine… Üzülerek takip ediyorum ki, muhalefet hâlâ masal dünyasında ve seviniyorum ki, demokrasinin olmazsa olmazı “muhalefet(sizliğe)” rağmen çalışan, üreten, rasyonel akılla hareket eden bir iktidar var. Her ne kadar, Müsademe-i efkârdan, Barika-i hakikat doğar, “Fikirlerin çatışmasından hakikat zuhur eder” demişlerse de. İyi ki, hakikat kendiliğinden zuhur ediyor. Eğer hakikat, muhalefetin fikir üretmesine endekslenseydi, o zaman nice olurdu halimiz.

 

Akl-ı Seliminize ithaf olunur…

Twitter  @bilsen34

 
Etiketler: Müsademe-i, Efkâr,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı