Yazı Detayı
18 Temmuz 2016 - Pazartesi 13:37
 
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
Bilal ÖZKAN
 
 

Alçak(!) İrtifa. 15 Temmuz 2016… Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kara günü. 
Önce kulakları yırtan bir gürültüyle savaş uçakları Ankara semalarındaydı. İnsanlar ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Sonra jetler git gide irtifasını düşürdü. Öyle bir alçaldı ki, gök yarılıp üzerimize çökecek zannettik. Öyle bir alçaldı ki, Milletin göz bebeği orduya sızan hainlerin bu kadar alçalacağını hiç tahmin edemezdik. 
Planlar yapılmıştı. 16 Temmuz sabahına tank ve top sesleriyle uyanacaktık. Herkes televizyonlarını açacaktı neler olup bittiğini anlamak için. Darbe bildirisi okunacaktı açık kalan tek bir TRT kanalından. “Milletin selameti, Devletin bekası için ordu yönetime el koymuştur” denilecek ve kahramanlık marşları çalınacaktı. 
Orduya övgüler düzülen yayınlar birbirini izleyecekti. Öyle ya önce darbeyi sempatik göstermek gerek. Sonra da darbecileri. Ekranda darbe konseyi zihinlere kazınana kadar her saat her dakika boy gösterecekti. Darbeyi özümsetmek için her türlü toplumsal iletişim teknikleri kullanılacaktı. Nasıl olsa ellerinde hem medya hem bilişim teknolojileri hem de toplum mühendisliğinde mahir elit bir zümre vardı. Olmasa da olurdu, ABD bu anlamdaki lojistiği sağlardı nasılsa. 
Aynı gün başta Ankara olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanı darbenin patronunun resimleriyle donatılacaktı. Millet patronunu(!) iyi tanısındı. Resmin önünden geçenler şapka çıkarıp önlerini ilikleyeceklerdi. 
Aradan bir hafta geçmeden büyük holdinglerin binalarında ve büyük patronların makam odalarında yeni patronun(!) en şık ve etkileyici pozla çekilen portresi özenle asılacaktı. Böyle durumlara alışık olanlar gazetelerinde darbeye methiyeler düzecek, ülkenin nasıl bir bela(!) dan kurtulduğunu büyük büyük laflarla anlatacaktı. Bununla da yetinmeyip, darbecilere sadakatini rükûa eğilme sırasına girip el etek öperek göstereceklerdi.  
Millet soru sormaya bile korkacak, kendi iradesiyle seçtiği idarecilerinin akıbeti düşüncesi içlerini kemirip duracaktı. Belki 2 hafta kadar sonra Cumhurun Reisini ekranlara çıkaracakları. Hem de ne çıkarma… öyle ezilmiş, tartaklanmış, hırpalanmış, aç bi ilaç bırakılmış, uyumasına bile fırsat verilmemiş, perişan ve sefilliği ne kadar artarsa o kadar iyi darbeciler için. Herkeste aynı soru “nolmuş bu adama” neler çektiğini bir Allah bir kendi biliyor. Bu görüntülerle Milletin umutlarını da ellerinden alacaklardı. İşte esas darbe şimdi tamam olmuştu. 
İlk etapta toplananlardan sonra tek tek adam almalara başlayacaklardı. İstisnasız her evden bir iki kişi alınacak, bilinmeyen bir yere bilinmeyen sürece götürülecekti. Her evde sükunet hakim, endişeli ve korkulu bir bekleyiş. Günler geçmek bilmez, her dakika her saniye ölüm haberi endişesi. Aylar geçer böylece… Gidip soramaz derdini kimseye anlatamazsın. Biraz diklenecek olsan dipçikle ezilir kafan. Seni de alırlar aynı meçhule. 
Eski yönetime dair dezenformasyon başlar. Artık özel televizyonlarda yayınlarına başlamıştır. Günlük gazeteler eskiye dair yolsuzluk, ihanet ve gayr-i ahlaki haberlerle dolup taşar. Camiler, okullar, üniversiteler… toplu yaşanan her yer muhasara altında. İnsanlar her yere kimlikle girebiliyor. Kimliksizsen alı konuluyorsun, derdini anlatana kadar 6 ay geçiyor. 
Okullar açılıyor, minicik dudaklardan ihtilal andı okutturuluyor. Darbe liderine tazimde bulunuyor memleketin geleceği. Genç zihinlere söylemleri ve görüntüsü kazınıyor. Medya ve internet sıkı sansür altında. Bir zamanlar “diktatörlükten” şikâyet edenler, bunun ne kadar gerekli olduğunu yazıyor gazetelerinde. Ulusal güvenlik söz konusu olunca internette neymiş diyorlar. 
Dışarıda oyun oynayan çocuk akşam sekiz olunca sokaktan eve gelmek zorunda olmasına bir anlam veremiyor. Hatta anne babası hiç kimse çıkamıyor dışarı. Gece bir hastalık olduğunda önce karakola gidiliyor, izin kâğıdı ve gerekirse polis eşliğinde hastaneye gidilebiliyor. 
Borsa henüz açılmamış. Bankalar ise darbecilerin müsaade ettiği kadar çalışıyor. Onların müsaade ettiği kadar nakit çekebiliyor vatandaş. Bankamatik filan hak getire, herkes sıraya girmeye alışacak. Artık kuyruklar başlıyor, bazı ürünler karneye bağlanmış. “ekmek var şükür” diyoruz. 
Yıllarca emek ve para verilmiş yüzlerce Milli proje ya iptal edilmiş ya rafa kaldırılmış. Yüzlerce yerli mühendis, uzman ve teknik personel işten el çektirilmiş. TÜBİTAK bir yüzbaşıya ASELSAN Üsteğmene emanet. TÜRKSAT çok önemli en azından rütbesi büyük olsun diye bir Kurmay Albay atanıyor. Darbecilerin içindeki Tuğgeneraller dikkat çekiyor. Büyük şehir valilikleri tam onlara göre. 
Bir haber geliyor okyanus ötesinden ABD Dışişleri Bakanı Başkanına müjdeyi veriyor. “Bizim çocuklar başardı” 
Bugün 18 Temmuz 2016… Başaramadınız hainler. Bu kez olmadı. Bu kez ilk kez Millet kazandı. Kuklalarınız elinizde kaldı. Biraz daha beslemek zorunda kalacaksınız. Alçaklıkta sınır tanımayan jetleriniz bu kez başaramadı. O şerefli üniforma zaten hiç yakışmamıştı sizlere, soysuz görüntülerinizi izledik günlerce. Başaramamış olmanıza bile sevinemiyoruz. Çünkü bu millet kendi uçağının Meclisini vurmasını asla hazmedemeyecek. 
Haa! Bu arada ABD’nin köpekliğini yapan Fetöcülere ve ABD  başta olmak üzere darbe destekçilerine bir mesaj:
“Oooo Çocuklarınız bu kez başaramadı…”

 

 
Etiketler: Ooo, Çocuklar,, Bu, kez, başaramadı…, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı