Yazı Detayı
27 Aralık 2015 - Pazar 20:41
 
Paralel Anafor ve Terör
Bilal ÖZKAN
 
 

Dünya siyasetinde sık kullanılan, insani ilişkilerde ilkeli olmayan stratejilerden biri “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturu.

Çok değil bundan 3 yıl öncesinde paralel medyada hükümete muhalif haber bulamayacağımız gibi icraatlarının takdir edilmediği tek bir haber ve program da göremezdik.

“Cemaat” medyasından paralel medyaya dönüşüm üzerinde biraz duralım. Her konuda olduğu gibi medya konusunda da son derece planlı ve sistematik bir hareket metodu izleyerek onlarca tv ve radyo frekansı ve kanal sahibi oldular. Popüler olan kanallarının dışında farklı illerde uydu yayını yapan onlarca kanalda şu an hakkında savcılıkla iddianame hazırlanan FETÖ (Fetullahçı Terör Örgütü)nün ve lideri olan Fetullah Gülen’in propagandasını yaptılar.

Kamuoyunun takip ettiği ÖSYM ve Milli Eğitimin yaptığı merkezi sınavlarda yapılan usulsüzlükler ile dikkatler buralara yoğunlaştı fakat bunlar kadar önemli bir husus da son on yılda yapılan frekans ihaleleri. Gerçi son dönemde Türksat uydusundan kimi kanallar çıkartıldı. Dikkat edilirse bu işleme paralel lobi tarafından çok itiraz da edilemedi. Çünkü o ihaleleri nasıl ve ne şartlarda aldıklarını kendileri çok daha iyi biliyorlar.

Ak Parti Hükümetlerinin ilk yıllarından bu yana pervasızlıkla ve örgüt liderinden mülhem özgüvenle devletin önemli kurumlarını adeta parsellediler. Bu kurumlardan biri de RTÜK’tü. Gerek muhalefetteki gerek iktidardaki nüfuzlarını kullanarak RTÜK’ü menfaatleri doğrultusunda çalıştırdılar. Çalıştırmaya da devam ediyorlar.

Hükümet ilk olarak dershanelerin dönüştürülmesi teşebbüsü ile örgütün refleksini test etti. İlk düşmanca tavırlar bu olayın akabinde ortaya kondu. Nihayet MİT krizi ve 17-25 Aralık ihanetleri sonrasında iyice su yüzüne çıkan devleti tamamıyla ele geçirme teşebbüsü paralel medya için de milat oldu. 180 derecelik dönüşle o güne kadar yolunda giden her şey adeta yerin dibine sokuldu.

Hükümete ve dolayısıyla Devlete karşı evvelce örneği görülmemiş tarzda linç operasyonuna başladılar. Üniter yapıyı, toplumsal yapıyı, hukuki yapıyı dinamitlemeye dönük ihanetler peş peşe geldi. İlk Ak Parti Hükümetinden bu yana muhalefeti acımasızca eleştiren paralel medya bu kez elindeki malzemeleri muhalefetle paylaşmaya bir anlamda muhalefete enformasyon lojistiği sağlamaya başladı. Zamanında su ve ateş kadar zıt oldukları çevrelerle bir anda sarmaş dolaş oldular.

Yıllarca medyalarında sözüm ona mücadele ettikleri terör örgütüyle ortak hareket etmeye başladılar. Bunun en somut örneği 2015 yılında yapılan iki genel seçimdir. Enformasyon ve bilişim teknolojileri konusunda son derece mahir olan paralel örgüt bölücü örgütün bu konularda akıl hocalığını yapmaktan da geri durmadılar ve durmuyorlar. Çok değil 3 yıl önce kendisini devletin sahibi olarak gören zihniyet, bu gün bekası için ülkeyi yangın yerine çevirmekten bile imtina etmiyor. Aynı durum ana muhalefetin kimi vekillerinde de mevcut. Ak Parti Hükümeti üzerinden Türkiye düşmanlığı yapan ülke ve zihniyetlerinde çanak yalayıcılığını yapan hem ana muhalefet hem paralel örgüt hem de bölücü örgüt güdümlü parti alçaklıkta sınır tanımıyorlar.

Bugün net bir şekilde görülüyor ki, Ak Parti düşmanlığı top yekûn devlet düşmanlığına dönüşmüş durumda. Bu düşmanlık evvelce bir araya gelemeyecek gibi gözüken unsurları bir anafor marifetiyle bir araya getirdi.

Ama şöyle de bir handikap var ki, zihinleri ihanet dürtüsüyle çalışan bu kolektif hainler, her an birbirlerine de hainlik etmeye hazırlar. Bu yüzden tam bir amaç birliği sağlanamıyor aralarında. Yaptıkları planlar da ayaklarına dolaşıyor. Şimdilerde en büyük umutları Rusya, Rusya ile yatıp kalkıyorlar. Türkiye’ye kim düşmanca tavır takınsa anında önlerinde tazim ediyorlar.

Şerde birleşmek hayırda ittifak etmekten daha kolay fakat şerde ittifak edenlerin menfaatleri ön planda olduğu için birliktelikleri de menfaatleri kadar sürüyor. Bu yüzdendir ki, hayra karşı giriştikleri zulüm süreklilik gösteremiyor lakin küfürleri devam ediyor. Bütün küfür ve zulümlerin de elbette bir nihayeti var, müsaade edilen zamana kadar.

 

 
Etiketler: Paralel, Anafor, ve, Terör,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı