Yazı Detayı
29 Kasım 2018 - Perşembe 15:54
 
Suudi Rejimin meşruiyeti.
Bilal ÖZKAN
 
 

Cumhurbaşkanımız, Suudi Arabistan Kralından bahsederken (bence) özellikle ‘Hadim-ül Haremeyn’ ifadesini kullanıyor. İfadedeki Haremeyn, iki kutsal şehir Mekke ve Medine, Hadim de kutsal beldelerin hizmetkârı anlamına geliyor. Suudiler ise Krallarından bahsederken,  Hamiü’l- Harameyn’iş- Şerifeyn ifadesini kullanıyorlar. Yani kutsal beldelerin koruyucuları.

İki farklı ifade ve ikisi de bilinçli kullanılıyor. Suudiler iktidarlarına (güçlerine) dikkat çeken ‘koruma’ ifadesini, Sayın Cumhurbaşkanımız ise, kutsal beldelerin evrenselliğine ve İlahi Korumasına atfen ‘hadim’ ifadesini kullanıyor.

Müslümanlar için iki önemli şehrin bulunması ve enerji kaynakları açısından zengin bir coğrafya olması, Arabistan Yarımadasının –en azından kutsal beldelerin- bir hanedanın inisiyatifine ve iktidarına bırakılmayacağının en büyük delili.

Elinde tuttuğu zenginliği kendi hanedanının hakkı görerek, yıllarca ümmetin zulüm, fakirlik, açlık musibetleriyle inleyen büyük bir kesimine kulak tıkadığı gibi kimi zaman –Yemen’de olduğu gibi- zulmün baş aktörü olabiliyor.

Zenginliği ve saltanat bağı ile başta Körfez ülkeleri olmak üzere Müslüman Coğrafyayı yöneten iktidarlar ile halkları baskı ve kontrolü altında tutuyor. Herkesin malumu olduğu üzere de Suudi İktidarı da askeri ve siyasi gücüyle İngiltere ve ABD kontrolü ve baskısı altında tutuyor. Dolayısıyla bütün bir ümmetin hakkı olan zenginlik ve Kutsal Beldeler ile ilgili inisiyatif bir anlamda küffarın elinde bulunuyor. Yani, kendine ‘kutsal beldelerin koruyucusu’ diyen Suudiler, ABD ve İngiltere başta olmak üzere emperyal devletlere kölelik yapıyor. Hatta Ortadoğu’nun kalbine zehirli bir hançer gibi saplanmış olan İsrail’i kendi dindaşlarından daha çok koruyup gözetiyor.

Başta ABD olmak üzere para ve saltanat gücüne dayanarak işledikleri Kaşıkçı cinayeti sonrasında Türkiye Cumhurbaşkanının ısrarlı tahkiri ile rahatsız olmuş durumdalar. Sayın Cumhurbaşkanının bu tutumunu basit kişisel ya da ülke menfaatine indirgemek yanlış olur. Kaşıkçı Cinayeti üzerinden Suudi Rejimini dünya kamuoyunda elinden geldiğince tartışmaya açmak istiyor Türkiye. Yemen başta olmak üzere diğer İslam Coğrafyalarında işledikleri cinayet ve zulümlerin hesabını da vermesini istiyor.

Sadece iktidarın tavrı yeterli olmaz. Başta Türkiyeli Müslümanlar olmak üzere topyekûn İslam Halklarının bu bilinçle, artık meşruiyetini kaybeden Suudi Rejimini en azından protesto etmesi gerekiyor. Bu konuların ülkenin saçma sapan yapay gündemlerinden daha çok dile getirilmesi gerekiyor. Sivil toplum örgütlerinin ve strateji kuruluşlarının, bütün İslam Dünyasını ilgilendiren bu konuyu daha çok gündemde tutması gerekiyor.

Hâsılı kelam, Sayın Cumhurbaşkanımıza, belki ümmet için en hayırlı itiraz olabilecek Suudi ve dolayısıyla onun sahibi konumunda olan emperyal güçler karşısındaki bu duruşunda madden ve manen destek olmak önemli bir yükümlülük.

En azından gayretimiz bu yönde olsun. Hiç değilse mazlumdan yana safımızı belli etmiş oluruz. Bu da az bir şey değil.

Hep söylemez miyiz? ‘En büyük cihad, zalim krallara hakkı haykırmak!’

 
Etiketler: Suudi, Rejimin, meşruiyeti.,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı