Yazı Detayı
28 Ocak 2016 - Perşembe 11:39
 
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
Bilal ÖZKAN
 
 

‘Bir kapı kapanırsa, bir başka kapı açılır’ derler. Rusya’nın uygulamaya koyduğu ambargoların akabinde İran’a uygulanan ambargonun hafifletilmesi kaderin cilvesi gibi. Devletler de insanlar gibi demek ki, haysiyetini korumak için riske gireni Allah’ta yalnız bırakmıyor. Rusya ile yaşanan olay sadece İran değil, farklı alternatifler farklı dünyalar olduğunu fark etmemiz açısından önemli. Özellikle İngiltere ve avenesi tarafından yıllarca dolaylı sömürüye tabii tutulan Arap dünyası ile tesis edilen ilişkiler yatırıma ve ticarete dönüşmeye başladı. Financial Times’e göre Abd ekonomisinde yaklaşık yüzde 10 İngiltere ekonomisinde neredeyse yüzde 20 oranında Arap sermayesi mevcut. Bu oranlar Abd için 1 trilyon dolar İngiltere içinde 800 milyar dolar civarında bir sermaye anlamına geliyor. Çeşitli istihbarat bilgilerine bakarsak Türkiye’de gerçekleştirilen 17-25 Aralık operasyonlarının arkasında da Arap sermayesinin Türkiye’ye getirilme çabası olduğunu görüyoruz. Rivayet o ki, Rockefeller’in bankalarından çıkan milyarlarca doların izi sürülüp paranın Türkiye’de bir kamu bankasına transfer edildiği tespit edilince 17-25 Aralık operasyonu Gülencilerin maşalığında hayata geçirildi. 
Son dönemin en önemli gelişmesi İran ambargosunun hafifletilmesi, Bir anda Avrupa’nın büyük ekonomileri heyecanla ve iştahla bu pazara girme telaşına düştü. Ortadoğu’daki iç savaşlarla kasasını dolduran Amerikan silah şirketleri hem istihdam hem de vergi anlamında ABD için önemli bir katma değer üretti. Nispeten Abd ekonomisindeki daralmanın da önüne geçmiş oldu. Avrupa ekonomisi ise zor bir süreçten geçiyor. Yıllar süren ekonomik daralmadan çıkış için İran önemli bir piyasa. Ama şu kesin ki, İran pazarının da kaymağını Abd yiyecek. Son derece geri teknolojiye sahip İran hava yollarının modernizasyonu için Boing Firmasıyla 100 uçaklık anlaşma söylentisi bile ibrenin Abd den yana olduğunu gösteriyor. Ambargo döneminde bile İran ile iyi ilişkilerini sürdüren Fransa diğer Avrupa devletlerine göre biraz daha şanslı gözüküyor. Almanya ve İtalya ise ellerinden geldiğince İran ile ilişkileri ilerletmenin çabasına düştüler. Öyle ki, İtalya’yı ziyaret eden Ruhani’yi ağırladıkları mekandaki üstsüz figür ve heykelleri bile kutularla kapatarak sansürlemeleri İran piyasasına verdikleri önemin bir göstergesi. 
İran, 35 yıllık ambargo, 8 yıl süren Irak savaşı, ağır depremler ve Abd, Suud ve İsrail istihbaratlarının operasyonlarına direnerek bu günlere geldi. Zamanla kendine yetmeyi öğrendi. Bu olumsuzluk ve imkânsızlıklar kendi sanayisini geliştirmesine vesile oldu. Toplumsal bilinç ve dayanışma üst düzeyde. Özellikle mezhep eksenli toplumsal siyaset ile farklı milletlerden milyonlarca insan bir arada ve sorunsuz bir şekilde yaşadı yıllarca. Her şeyden önemlisi ‘İran halkı devrime sahip çıktı’. 
İran şu anda daha çok ihtiyacı olmasına rağmen Avrupa’dan daha itidalli hareket ediyor. Yıllarca maruz kaldığı kimi siyasi ve askeri girişimler ile son derece kontrollü ve temkinli refleksler geliştirdi. Yakın coğrafyasında belki en güvendiği ülke Türkiye. Geçmiş hükümetlerin İran’a bakışını bildiklerinden Türkiye konusunda da şüpheci davrandıklarını söyleyebiliriz. Aslında her iki ülkenin de geçmişten gelen birbirine karşı ‘vaziyet alma’ durumu söz konusu. Bu durum son yüzyılda ittifak ettikleri büyük ortakları ile alakalı biraz da. İran’ın Rusya ile Türkiye’nin de Abd ile olan ittifakı iki ülke arasındaki en önemli hatta belki tek ayrıştırıcı nokta. Öyle ki, şimdilerde sahnelenen mezhep oyunlarından bile etkili bir sebep. 
İran ve Rusya ittifakı ile Türk Abd ittifakı da birbirine nispetle farklılık gösteriyor. Türkiye’nin Abd müttefikliği başlangıcı itibariyle mecburiyet sonucu itibariyle bağımlılığa dönüşmüş durumda fakat İran Rusya ittifakı bir anlamda her iki tarafın da yarar sağladığı “mutualizm”i andırıyor. Hatta şu an ki konjonktür biraz daha İran’ın lehine gibi. 
Yeni bir Abd illüzyonu mudur bilemem fakat Abd birincil düşman koltuğuna şimdilerde Rusya’yı oturtmuş durumda. Rus ekonomisi Sovyetlerin dağılmasından bu yana belki en kötü günlerini yaşıyor. Petrol fiyatları üzerindeki Abd siyasi baskısı hem zengin Arap ülkelerini hem de Rusya’yı fena halde etkilemiş durumda. 
Bütün bu gelişmeler, Türk İran ilişkilerinde artık yeni bir başlangıç yapılmasını zaruri hale getirdi. İran doğalgaz ve petrol de dünyada ilk sıralardaki ülkelerden. Türkiye enerji talebi yüksek ülkelerin başında geliyor. Kuzey Irak petrollerinin transferinde transport işini başarıyla yürüten Türkiye gelecekte İran enerji arzının en önemli iletim hattı olacak. Bir birine güven telkin eden İran ve Türkiye kendi halklarının refahını da kat be kat artıracaktır. 
Siyasi, ekonomik, toplumsal yönden istikrarlı bir İran Türkiye için de önemli. Şimdi geçmişin kötü anılarını bir kenara bırakıp, ittifak yollarını aramak ve bu fırsatı kazanca dönüştürmek iki ülkenin halklarının menfaatine olacak.

 
Etiketler: Türkiye, İran, –Yeni, Bir, Sayfa-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
11 Mart 2016
Unpredictable
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı