Yazı Detayı
11 Mart 2016 - Cuma 18:29
 
Unpredictable
Bilal ÖZKAN
 
 

Öngörülemeyen… İngilizlerin Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan için kullandığı sıfat.

Kızgınlar, çünkü öngöremiyor ve kontrol edemiyorlar. Yıllarca iç ve dış siyasetini dizayn ettikleri hatta bürokratlarını bile kendilerinin atadığı ülkenin, ne yapacağı hakkında belki ilk kez hiçbir fikirleri yok.

Ülke değerlerinin peşkeş çekildiği bir idareden, ulusal çıkarlar için “Kayseri Pazarlığı” yapan iktidara geçiş hiç kolay olmadı.

Yıllarca kendi değerlerine yabancı, kendi insanını küçümseyen, bağlı olduğu köklerinden utanan, batının illüzyonuna kapılmış, köleliği terakkiyât addeden idarecilere alışkın olan batı dünyası, ilk defa öngörülemeyen (Unpredictable) bir iktidarla karşı karşıya.

Burada bir isim ya da kurum adına hamaset edebiyatı yapacak değilim. Zaman ya da duruma göre vaziyet almak gibi bir niyetim de yok. Zamanın değişken hakikatin ise mutlak olduğunun farkındayım. Hakkı söylemek ise, bütün menfaatlerden azade bir zaruret durumudur.

24 Kasım’da uçak düşürülünce hemen telaşa kapıldı geçmişin ezik zihniyeti. Bu zihniyet bir zamanlar bizi NATO’ya mecbur etmişti. Aynı zihniyet on yıllarca Almanların kuyruğunda dolandırdı bu milleti. Osmanlının son zamanlarında başladı ve Cumhuriyetin ilk 15 yılında da devam etti Almanya yancılığı. Cumhuriyetin ilk banknotları bile Almanya’da basılıyordu. Aynı zihniyet ‘Misak-ı Milli’ sınırlarından bile feragat etti Lozan’da. Milleti köleleştiren despot-diktatör zihniyet batıya ve özellikle İngiliz siyasetine râm etmekte tereddüt etmiyordu.

Her darbenin ardından efendilerinden ‘aferin’ alıyor ‘bizim çocuklar’ ve bir uşak sadakatiyle bundan büyük mutluluk duyuyorlardı.  Sahibini memnun etmenin imtiyazından kaynaklı şımarıklığıyla milleti daha bir gayret ve şevkle eziyorlardı.

Zalimlerin küfürleri devam etse de zulümleri devam edemiyor. Yıllar sonra, İstanbul’da Şirketi Hayriye Vapurunda kıyı kaptanlığı yapan Ahmet Erdoğan’ın oğlu Recep Tayyip Erdoğan ilk defa olarak “bu millete efendi değil hizmetkâr olmaya geldim” diyordu. Milleti dik durmaya, onurunu, vakarını, şerefini, haysiyetini ne pahasına olursa olsun savunmaya teşvik ediyordu. Çünkü her bir bireyin onurunu top yekûn Milletin Onurundan ayrı tutmuyordu. Biliyordu ki milletin bireyleri köleleşirse idare de köleleşirdi. Nurullah Genç’in Yağmur şiirinde dediği gibi:

Bir kölelik ruhuna mahkûm olunca gönül,

Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü.

Sadece Ülkemizde değil gittiği bütün mazlum ülkelerde, batı emperyalizminin sona erdirilmesi için o ülkelerin idarecilerini cesaretlendiriyor. Afrika ve Güney Amerika seyahatlerinde nasıl sevgi ve muhabbetle karşılandığını hep birlikte görüyoruz. Mazlumlara karşı müşfik batılı emperyalistlere karşı vakarlı duruşu dünyanın ezilen halklarına ilham oluyor.

En son mülteci müzakerelerinde bir kez daha yaşadık. 28 AB üyesi ülke (bazıları istemese de) Türkiye’nin şartlarını bir bir kabul etti ve edecekler de. Geçmişin köle idarelerinin son kalıntıları da defedildiğinde bu milletin ve ülkenin zenginliğini, gücünü ve dünya üzerindeki yaptırım gücünü daha net görebileceğiz.

Bütün bunlar olurken kendi içimizde de hataya ve ya suiistimale fırsat vermeyecek kontrol mekanizması oluşturmamız da şart. Ülkemiz, devletimiz değişti ve değişiyor. Bu değişime ayak uyduramayıp eski Türkiye alışkanlıklarına takılıp kalan siyaset ve bürokratların da ya ayıklanması ya da kendine çeki-düzen vermesi gerekiyor. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, siyaset ve bürokrasi de görev verilen kişileri uyararak: "Eşini, işini ve evini değiştirenlerin peşine düşeriz, şüpheyle yaklaşırız” demişti. Bu önemli uyarıya ekleyeceğimiz tek şey;

Allah kimseyi şaşırtmasın. Amin…

 
Etiketler: Unpredictable,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
01 Nisan 2019
Tuhaf zamanlar
29 Ocak 2019
Adana Mutabakatı
10 Ocak 2019
Şimdi ne olacak; Şaşkınlığı(!)
19 Aralık 2018
Neler Oluyor…
04 Aralık 2018
Nereye kadar siyaset…
29 Kasım 2018
Suudi Rejimin meşruiyeti.
27 Kasım 2018
Seçilebilmek ya da Seçilememek
19 Kasım 2018
LİBYA paylaşılırken(!)
12 Kasım 2018
Görmezden gelinen katliam: ‘YEMEN’
05 Kasım 2018
4 Kasım’ın anlamı
30 Ekim 2018
Çöl Davos’u
24 Ekim 2018
İttifak, Müttefik ve diğerleri.
23 Ekim 2018
Bir ‘Kaşık’ suda fırtına!
29 Ocak 2017
Eski yazı
02 Ocak 2017
Ateşkese Doğru…
10 Aralık 2016
Demokrasiyi ‘Başkan’lasakta mı saklasak?
17 Kasım 2016
Ya Devlet Başa…
17 Ekim 2016
Abartıyor muyuz?
15 Ağustos 2016
Beyaz Geceler…
18 Temmuz 2016
Ooo Çocuklar, Bu kez başaramadı…
28 Haziran 2016
Renklerin dili…
17 Mayıs 2016
Dracula Siyaseti.
13 Nisan 2016
Nesli Muhafaza.
22 Şubat 2016
Güvenlik Şeridi
28 Ocak 2016
Türkiye İran –Yeni Bir Sayfa-
27 Aralık 2015
Paralel Anafor ve Terör
18 Aralık 2015
Hariciye ve İç Politika İhaneti
10 Aralık 2015
Rusya’ya Acem Oyunu…
25 Kasım 2015
Rüştün İspatı…
10 Kasım 2015
Umudun adı…
20 Ekim 2015
Kasım’a 10 kala…
22 Eylül 2015
Geçen haftadan devam...
11 Eylül 2015
Düne dair birkaç söz.
20 Ağustos 2015
Karmaşadan Düzene…
23 Temmuz 2015
Duyarsızlık ortak olmaktır…
26 Haziran 2015
Krizler ve Fırsatlar
12 Haziran 2015
Milli Mutabakat…
03 Haziran 2015
Yüzyılın Seçimi…
26 Mayıs 2015
Spontane yazı…
08 Mayıs 2015
Müsademe-i Efkâr
30 Nisan 2015
Et-tekraru Ahsen Velev Kane Yüz Seksen
25 Nisan 2015
Kaç Demirtaş’tan “Çipras” Çıkar?
Haber Yazılımı