Yazı Detayı
11 Şubat 2020 - Salı 17:07
 
YÜZYILIN ANLAŞ(AMA)MASI ÜZERİNE
Mehmet Anıl KORKMAZ
 
 

“Tûr Dağını yaşa,
Ki bilesin nerde Kudüs.
Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum;

Ayarlanmadan Kudüs’e,
Boşuna vakit geçirirsin.
Buz tutar,
Gözün görmez olur.

Gel;
Anne ol,
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar.

Adam baba olunca,
İçinde bir Kudüs canlanır.

Yürü kardeşim;
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin.”

 

Kudüs şairimiz rahmetli Nuri Pakdil üstadımızın müthiş dizeleri, solundan sağına; muhafazakârından sekülerine bir araya gelen binlerce Kudüs davası savunucularını görünce zihnimde dönüp durdu. Yüzyılın Anlaşması olarak lanse edilen fakat neticeleri itibariyle yüzyılın kaosunu oluşturabilecek bir anlaşma metni göreve gelirken İsrail devletinin çıkarlarını koruyacağına söz veren bir Amerika Birleşik Devletleri Başkanı tarafından ortaya atıldı. Aynı ABD Başkanı bundan neredeyse yirmi yıl önce “dokuzuncu haçlı seferlerini” başlattığını ileri sürerek Ortadoğu’yu özgürleştirme hareketini icra ettiklerini iddia ediyordu.

Aynı ABD Başkanı diyorum çünkü “beyazlaşmış siyahi” başkan dâhil –J.F. Kennedy hariç) hemen tüm ABD Başkanları WASP (White Anglo-Saxon Protestant) şartlarını taşımakta olup; Demokrat Partisi, Cumhuriyetçi Parti farketmeksizin farklı cisimde aynı ruhani yapıda hareket ederler. Özellikle 1990’lı yıllarda ise WASP şartlarına bir şart daha eklenmiştir: Evanjelizm.

Temelinde, C. I. Scofield tarafından yazılan "Scofield Referans Kitab-ı Mukaddesi" ile 1880 ve 1890'lı yıllarda Darby'nin "Tanrı, tanrının krallığını temsil eden insanlara imtiyaz vermiştir." ve "İsrail Kitab-ı Mukaddes'in kıyamet zamanında önemli rol oynayacaktır." felsefesi yatan adına da Evanjelizm denilen dini öğreti giderek geniş kitlelerce benimsenmiştir. Özellikle Lutherci Protestanlık ile başlayan, püritenizmle olgunlaşan, Jimmy Carter, Ronald Reagan ve baba Bush'un başkanlıkları döneminde adım adım gelişen Evanjelizm, 11 Eylül'den sonra oğul Bush ile küresel emperyalizmi yönlendiren esas güç haline gelmiştir.

Dost meclislerinde yaptığımız her sohbette, Ortadoğu eksenli her olaya öncelikli olarak dini yaklaştığımı belirtirim. Bana göre göre mesele hiçbir zaman salt petrol eksenli terminolojiyle ele alınacak kadar hafif bir mesele değildir. Meseleye iktisadi yaklaşmamızı isteyenler perdenin ardını görmemizi istemeyenlerdir. Buyurun perdeyi birkaç soru sorarak arayalım:

1- Irak’taki ABD işgali altında petrol yatıyorsa bölgesel bir Kürt devleti kurmanın petrolle ne ilgisi olabilir?

2- Velev ki kukla bir devlet kurdurup ona hâkim olarak bölge üzerinde de hâkimiyet kurulmak isteniyorsa bunu neden Yahudi Barzani ailesiyle gerçekleştirmek istiyorlar?

3- George Bush “dokuzuncu Haçlı Savaşı” sözcüğünü neden kullandı? Koskoca Amerikan Başkanı gaf yapma bahanesiyle bilinçaltını ortaya döküyor olamaz mı?

4- Filistin Devleti sınırları içinde devlet kurma kararı alan Thedor Herzl ve ekip arkadaşları neden Filistin’i seçti – illa kurulacak idiyse Avustralya kıtasının bir kısmında da kurulabilirdi- ve tamamen dini doktrinleri içeren “Dünya Siyonist Örgütünü” kurdu?

5- Çağdaş dünya ülkeleri seküler devlet yapısı içerisinde hareket ederken İsrail neden şeriat ile yönetilmekte?

6- Bütün bunların arz-ı mevud kavramıyla ne ilgisi olabilir?

ABD Başkanları ve ABD’nin başını çektiği tüm oluşumlar ile Rusya Başkanı ile Rusya’nın hamiliğindeki oluşumlar zaman zaman İsrail aleyhtarlığı yapar gibi görünseler de kesinlikle resmi olarak İsrail’e veya Siyonizm’in dayattığı hiçbir teamüle karşı çıkamazlar.

Bu soruları sorduğum ve meseleye başka bir açıdan yaklaştığım için muhtemelen okuyucularımızın yadsınamayacak bir kısmı beni sığ görüşlü ve yobaz ilan edeceklerdir. Bir kısmının ise zihni karıncalanarak düşünce eylemini harekete geçirip perdeyi aralayacaklardır. Benim için de zaten önemli olan ikinci kısımdaki okuyucularım olacaktır.

 

 

 

 

 
Etiketler: YÜZYILIN, ANLAŞ(AMA)MASI, ÜZERİNE,
Yorumlar
Haber Yazılımı