Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Mehmet ORHAN
Köşe Yazarı
Mehmet ORHAN
 

ABD TÜRKİYE’DEN NE İSTİYOR?

ABD Türkiye`ye diyor ki; Ben ne istersem onu yap. İtiraz etme. Kısa cevap bu. Bu cesareti ya da bu hakkı nereden alıyor dersiniz Amerika? Cesaretin başlangıcı Milli Şef dönemine, Marshall yardımlarına kadar gidiyor. ABD`nin Türkiye`yi parmağında oynattığı 1940`lı yıllar. Verilen yardımların her kuruşu şartlara bağlanmış. ABD`den aldığınız yardımları sadece onların işaret ettiği alanlarda kullanabilirsiniz. Fabrika açamazsınız, araba, uçak üretemezsiniz, silah hiç üretemezsiniz. Petrol arayamazsınız. O paraları sadece tarlada yani tarım alanında kullanabilirsiniz. 1990`ların sonuna kadar bu böyle gitti. ABD, CİA ve TSK/MİT (O döneme kadar MİT müsteşarları asker kişilerden atanıyordu), aracılığıyla Türkiye`de istediği gibi at koşturuyordu. ABD, Türkiye`de ilk şoku, 2003 yılının 1 Mart`ında, Irak tezkeresinin TBMM`de reddedilmesiyle yaşadı. Başbakan (O dönem) Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını güçlendirince, ABD`ye karşı masaya Türkiye`nin çıkarlarını da sürmeye başladı. İpler yavaş yavaş gerildi. ABD, kendi terör listesinde bulunmasına rağmen, gizli gizli PKK`ya destek veriyordu. Teröristlere ABD helikopterinden atılan silah ve gıdalar fotoğraflandı. Belgelendi. ABD, Türkiye`nin itirazlarına pervasızca kayıtsız kalıyordu. Teröristlerle gizli gizli görüşüyorlar, PKK`nın, Türkiye`nin başında bela olarak kalması için, örgütü diri tutacak entrümanları kullanmaktan çekinmiyorlardı. Burası herkesin malumu ve uzun hikaye. Gelelim günümüze. ABD, güncel olarak PKK`nın Suriye kolu olan PYD`yi hem silahlandırıyor hem de PYD`yi ayakta tutacak ekonomik desteğini sürdürüyor. Son beş yılda, Amerika, Suriye`nin kuzeyine binlerce tır silah göndererek, PYD`yi silahlandırdı. Son beş yılda PKK/PYD`ye arktardığı parasal kaynağın kapsamı ise tam 5 milyar dolar. ABD, 2022 bütçesine ise PYD`ye 177 milyon dolarlık yardım paketini de koydu. Bu durum, ABD`nin 2022`de de Suriye`de barışın tesis edilmesi için öngörüsü olmadığının ispatı aslında. Türkiye içerde PKK`yı bitirme noktasına geldi. Kandil neredeyse boşaldı. Kaçan PKK`lıların tamamı, Suriye`ye geçerek PYD`ye katıldılar. Şimdi ABD ve İsrail destekli PYD ile, Suriye`nin kuzeyinden Türkiye`yi tehdit ediyorlar. ABD ve İsrail, Suriye`de bir PKK devleti kurmadan bölgeden çıkacak gibi görünmüyor. Ancak Türkiye`nin böyle bir devlet girişimini savaş sebebi sayarak müdahale edeceğini de bildiklerinden, en uygun ortamı bekliyorlar. Diğer taraftan, Rusya ve İran`ın Suriye`deki varlığını dengelemek için de PKK/PYD`ye ihtiyaçları var. Bu dönemde CHP`nin iç siyasette Kürt kartını tekrar masaya koyması da son derece manidar. Yeniden soruya dönecek olursak; ABD Türkiye`den ne istiyor? 1) Yeniden kayıtsız şartsız ABD`nin yörüngesine girmesini istiyor. 2) Rusya ile ilişkilerini 1980 öncesi gibi buzdolabında soğutmasını, S-400`den vazgeçmesini bekliyor. 3) Suriye`de PKK/PYD devletini kabullenmesini istiyor. 4) İsrail ile kayıtsız şartsız normalleşme istiyor. 5) İran`la tüm ekonomik ilişkisini kesmesini istiyor. 6) Bölgesel ya da küresel güç iddiasını terk etmesini istiyor. Liste biraz daha uzatılabilir. Ama temel olarak beklentiler bunlar. Peki, Türkiye, bu şartları kabullenebilir mi? Geleceği dönük büyük hedefler koyan Türkiye, doğrudan egemenlik hakları ile ilgili bu şartları kabul edemez. ABD ise bir tercih yapmak zorunda. Güçlü Türkiye ile güçlü ilişkiler geliştirmek, ya da Türkiye`nin her türlü ilişkisini doğuya kaydırmasına razı olmak.
Ekleme Tarihi: 25 Ekim 2021 - Pazartesi

ABD TÜRKİYE’DEN NE İSTİYOR?

ABD Türkiye`ye diyor ki; Ben ne istersem onu yap. İtiraz etme.
Kısa cevap bu.

Bu cesareti ya da bu hakkı nereden alıyor dersiniz Amerika?

Cesaretin başlangıcı Milli Şef dönemine, Marshall yardımlarına kadar gidiyor.

ABD`nin Türkiye`yi parmağında oynattığı 1940`lı yıllar. Verilen yardımların her kuruşu şartlara bağlanmış.

ABD`den aldığınız yardımları sadece onların işaret ettiği alanlarda kullanabilirsiniz. Fabrika açamazsınız, araba, uçak üretemezsiniz, silah hiç üretemezsiniz. Petrol arayamazsınız. O paraları sadece tarlada yani tarım alanında kullanabilirsiniz.

1990`ların sonuna kadar bu böyle gitti. ABD, CİA ve TSK/MİT (O döneme kadar MİT müsteşarları asker kişilerden atanıyordu), aracılığıyla Türkiye`de istediği gibi at koşturuyordu.
ABD, Türkiye`de ilk şoku, 2003 yılının 1 Mart`ında, Irak tezkeresinin TBMM`de reddedilmesiyle yaşadı. Başbakan (O dönem) Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını güçlendirince, ABD`ye karşı masaya Türkiye`nin çıkarlarını da sürmeye başladı. İpler yavaş yavaş gerildi.

ABD, kendi terör listesinde bulunmasına rağmen, gizli gizli PKK`ya destek veriyordu. Teröristlere ABD helikopterinden atılan silah ve gıdalar fotoğraflandı. Belgelendi. ABD, Türkiye`nin itirazlarına pervasızca kayıtsız kalıyordu. Teröristlerle gizli gizli görüşüyorlar, PKK`nın, Türkiye`nin başında bela olarak kalması için, örgütü diri tutacak entrümanları kullanmaktan çekinmiyorlardı. Burası herkesin malumu ve uzun hikaye. Gelelim günümüze.

ABD, güncel olarak PKK`nın Suriye kolu olan PYD`yi hem silahlandırıyor hem de PYD`yi ayakta tutacak ekonomik desteğini sürdürüyor. Son beş yılda, Amerika, Suriye`nin kuzeyine binlerce tır silah göndererek, PYD`yi silahlandırdı. Son beş yılda PKK/PYD`ye arktardığı parasal kaynağın kapsamı ise tam 5 milyar dolar. ABD, 2022 bütçesine ise PYD`ye 177 milyon dolarlık yardım paketini de koydu. Bu durum, ABD`nin 2022`de de Suriye`de barışın tesis edilmesi için öngörüsü olmadığının ispatı aslında.
Türkiye içerde PKK`yı bitirme noktasına geldi. Kandil neredeyse boşaldı. Kaçan PKK`lıların tamamı, Suriye`ye geçerek PYD`ye katıldılar. Şimdi ABD ve İsrail destekli PYD ile, Suriye`nin kuzeyinden Türkiye`yi tehdit ediyorlar. ABD ve İsrail, Suriye`de bir PKK devleti kurmadan bölgeden çıkacak gibi görünmüyor. Ancak Türkiye`nin böyle bir devlet girişimini savaş sebebi sayarak müdahale edeceğini de bildiklerinden, en uygun ortamı bekliyorlar. Diğer taraftan, Rusya ve İran`ın Suriye`deki varlığını dengelemek için de PKK/PYD`ye ihtiyaçları var.

Bu dönemde CHP`nin iç siyasette Kürt kartını tekrar masaya koyması da son derece manidar.

Yeniden soruya dönecek olursak; ABD Türkiye`den ne istiyor?

1) Yeniden kayıtsız şartsız ABD`nin yörüngesine girmesini istiyor.
2) Rusya ile ilişkilerini 1980 öncesi gibi buzdolabında soğutmasını, S-400`den vazgeçmesini bekliyor.
3) Suriye`de PKK/PYD devletini kabullenmesini istiyor.
4) İsrail ile kayıtsız şartsız normalleşme istiyor.
5) İran`la tüm ekonomik ilişkisini kesmesini istiyor.
6) Bölgesel ya da küresel güç iddiasını terk etmesini istiyor.

Liste biraz daha uzatılabilir. Ama temel olarak beklentiler bunlar. Peki, Türkiye, bu şartları kabullenebilir mi?

Geleceği dönük büyük hedefler koyan Türkiye, doğrudan egemenlik hakları ile ilgili bu şartları kabul edemez. ABD ise bir tercih yapmak zorunda. Güçlü Türkiye ile güçlü ilişkiler geliştirmek, ya da Türkiye`nin her türlü ilişkisini doğuya kaydırmasına razı olmak.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve nehaberankara.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.